İşgalci İsrail ordusunun 2 Mart'ta Lübnan'ın güneyindeki beldelere yönelik başlattığı yoğun saldırılar, ülkede büyük bir insani krize yol açtı. Saldırılar nedeniyle ülkenin çeşitli yerlerine göç etmek zorunda kalan 1 milyonu aşkın sivilden 330 bini, temmuzda ilan edilen ateşkese rağmen hâlâ evlerine geri dönemedi. Bu durum, Lübnan'da savaşın yaralarının ne kadar derin olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yerinden Edilme Krizi Devam Ediyor
Lübnan hükümeti ve uluslararası yardım kuruluşlarının verilerine göre, İsrail saldırıları sonucu ülke genelinde yaklaşık 1,2 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu kişilerin önemli bir bölümü Beyrut ve diğer büyük şehirlere sığınırken, güneydeki çatışma bölgelerine yakın yaşayan yüz binlerce kişi hâlâ geri dönüş için güvenli koşulların oluşmasını bekliyor. Ateşkes ilan edilmesine rağmen, özellikle mayın tehlikesi, hasar gören altyapı ve İsrail ordusunun zaman zaman devam eden ihlalleri, sivillerin evlerine dönmesini engelliyor.
Altyapı ve Konutlar Ağır Hasar Gördü
Saldırılar sırasında hedef alınan yerleşim bölgelerinde binlerce konut tamamen yıkıldı ya da oturulamaz hale geldi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) raporlarına göre, güney Lübnan'daki yapıların yaklaşık %70'i hasar gördü. Elektrik, su ve sağlık altyapısının büyük ölçüde tahrip edilmesi, bölgede yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Uzmanlar, evlerine dönen bazı sivillerin temel ihtiyaçlardan yoksun bir yaşamla karşı karşıya kaldığına dikkat çekiyor.
Uluslararası Yardım Çabaları Yetersiz
Uluslararası toplumun Lübnan'a yönelik insani yardımları, krizin boyutu karşısında yetersiz kalıyor. Birçok ülke ve sivil toplum kuruluşu, yerinden edilmiş ailelere gıda, barınma ve sağlık hizmeti sağlamaya çalışsa da, finansman eksikliği nedeniyle bu yardımlar ihtiyaç sahiplerinin tamamına ulaşamıyor. BM, 2024 yılı için Lübnan'a yönelik insani yardım çağrısında bulunmuş ancak fonların yalnızca bir kısmı toplanabilmiş durumda.
Siyasi ve Diplomatik Kriz
Yaşanan insani trajedi, aynı zamanda bölgesel bir siyasi krizin de parçası haline geldi. Lübnan hükümeti, İsrail'e yönelik uluslararası baskının artırılması çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde kalıcı bir çözüm için adımlar atılması bekleniyor. Ancak taraflar arasındaki güven eksikliği ve İsrail'in saldırgan politikalarının devam etmesi, geri dönüş sürecini daha da karmaşık hale getiriyor.
Lübnan'da 330 bin kişinin hâlâ evsiz olması, sadece bölgesel bir mesele değil, uluslararası toplumun vicdanında bir yaradır. Ateşkes, savaşın sona erdiği anlamına gelmiyor; asıl mücadele şimdi başlıyor. Bu mücadele, savaşın mağduru masum insanların yaşam alanlarını yeniden inşa etmek ve onlara küresel ölçekte hak ettikleri desteği sağlamak olmalıdır. Aksi takdirde, bölgedeki huzursuzluk ve insani kriz derinleşerek devam edecek, yeni göç dalgaları ve istikrarsızlık kaçınılmaz hale gelecektir.