LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer, Türkiye'de kanser vakalarındaki artışa ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ezer, çevresel ve gıda kaynaklı kanserojenlere karşı yeterli mücadelenin yürütülmediğini savunarak, "En acısı gıda terörü" ifadesini kullandı. Lösemi hastası çocuklar ve ailelerinin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Ezer, yetkililere daha etkin önlem alma çağrısı yaptı.
Gıda Kaynaklı Kanserojenlere Karşı Acil Önlem Çağrısı
Dr. Üstün Ezer, kanser vakalarındaki artışın sadece genetik faktörlerle açıklanamayacağını belirterek, çevresel etkenlerin ve özellikle gıda zincirine karışan kimyasalların altını çizdi. "Gıda terörü" olarak nitelendirdiği durumun, toplum sağlığını tehdit eden en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Ezer, tarım ilaçları, katkı maddeleri ve hormonlu ürünlerin denetiminin yetersiz olduğunu savundu.
LÖSEV'in yıllardır lösemili çocuklar ve ailelerine destek verdiğini hatırlatan Ezer, son yıllarda lösemi ve diğer kanser türlerinde gözlemlenen artışın endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti. Özellikle çocukluk çağı kanserlerindeki artışa dikkat çeken Ezer, ailelerin bilinçlendirilmesi ve erken teşhisin önemine vurgu yaptı.
Çevresel Faktörler ve Denetim Eksikliği
Ezer, sanayileşmenin ve kentleşmenin getirdiği hava kirliliği, su kirliliği gibi çevresel faktörlerin de kanser riskini artırdığını belirtti. Ancak asıl sorunun denetim mekanizmalarındaki zafiyet olduğunu söyledi. Gıda üretiminden tüketimine kadar geçen süreçte etkin bir denetim sağlanamadığını, bunun da halk sağlığını doğrudan etkilediğini dile getirdi.
"Gıda terörü" ifadesiyle, bilinçli veya bilinçsiz olarak insan sağlığını hiçe sayan uygulamaları kastettiğini açıklayan Ezer, bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini söyledi. Tüketicilerin de bilinçli olması gerektiğini, ancak asıl görevin denetleyici kurumlara düştüğünü ekledi.
LÖSEV olarak yaptıkları çalışmalarda, kanser hastası çocukların ailelerinin sıklıkla çevresel faktörlerden şikayetçi olduğunu aktaran Ezer, bu durumun tesadüf olmadığını vurguladı. Ezer, "Ailelerin anlattıkları, çocuklarının maruz kaldığı kimyasallar, yaşadıkları bölgelerdeki sanayi tesisleri... Hepsi bir tabloyu işaret ediyor. Artık bu tabloyu görmezden gelemeyiz" dedi.
Siyasi İrade ve Toplumsal Sorumluluk
Dr. Ezer, kanserle mücadelenin sadece sağlık sektörüne bırakılamayacağını, siyasi iradenin de konuya el atması gerektiğini söyledi. Tarım, çevre, sağlık ve ticaret bakanlıklarının ortak çalışması gerektiğini belirten Ezer, yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması ve cezai yaptırımların artırılması çağrısında bulundu.
Özellikle gıda katkı maddeleri konusunda Avrupa Birliği standartlarının yakalanması gerektiğini ifade eden Ezer, Türkiye'de hala yasaklı birçok maddenin gıdalarda kullanıldığını iddia etti. Bu maddelerin uzun vadede kanserojen etkilerinin bilimsel olarak kanıtlandığını, ancak denetimlerin yetersiz kaldığını söyledi.
LÖSEV'in kurulduğu günden bu yana lösemili çocukların tedavi masraflarını karşıladığını, ailelere maddi ve manevi destek sunduğunu hatırlatan Ezer, son yıllarda başvuru sayılarında ciddi artış olduğunu belirtti. Bu artışın sadece nüfus artışıyla açıklanamayacağını, çevresel ve gıda kaynaklı faktörlerin etkili olduğunu savundu.
Uzman Görüşleri ve Bilimsel Veriler
Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz halk sağlığı uzmanları, Dr. Ezer'in uyarılarının yerinde olduğunu ancak kesin nedensellik ilişkisi için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, küresel kanser vakalarının önümüzdeki yirmi yılda %60 artması bekleniyor. Türkiye'de ise kanser insidansı son on yılda istikrarlı bir artış gösteriyor.
Uzmanlar, özellikle çocukluk çağı kanserlerindeki artışın dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Çevresel kirleticiler, pestisitler, ağır metaller ve endokrin bozucu kimyasalların kanser riskini artırdığına dair güçlü kanıtlar bulunuyor. Bu nedenle, gıda güvenliği ve çevre denetiminin sıkılaştırılması gerekiyor.
LÖSEV'in Çalışmaları ve Toplumsal Destek
LÖSEV, 1998 yılından bu yana lösemili çocuklar ve ailelerine destek sağlıyor. Vakıf, tedavi gören çocukların barınma, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, toplumu bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor. Dr. Üstün Ezer'in açıklamaları, vakfın bu misyonunun bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Ezer, toplumun her kesimini LÖSEV'e destek vermeye çağırdı. Kanserle mücadelenin ancak birlikte yürütülecek bir seferberlikle mümkün olabileceğini belirten Ezer, "Gıda terörüne karşı hep birlikte durmalıyız. Çocuklarımızın geleceği için bu mücadeleyi kazanmak zorundayız" dedi.
Sonuç olarak, Dr. Üstün Ezer'in uyarıları, Türkiye'de kanser vakalarındaki artışın sadece sağlık değil, aynı zamanda çevre, tarım ve ticaret politikalarıyla da yakından ilişkili olduğunu gözler önüne seriyor. Gıda güvenliği ve çevresel denetim konularında acil adımlar atılmadığı takdirde, kanser yükünün daha da artması kaçınılmaz görünüyor. Yetkililerin, bilimsel veriler ışığında hareket ederek gerekli düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmesi gerekiyor.