Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) açıklarında meydana gelen ve 8 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin kaybolduğu faciaya ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı. Girne-Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin battığı anlara ait olduğu belirtilen görüntüler, geminin 3 ay önceki halini gözler önüne serdi. Görüntülerde geminin su aldığı ve mürettebatın bu durumu normal karşıladığı iddia edildi.
Facianın perde arkası
Olay, 241 kişinin kurtarılmasıyla sonuçlanan büyük bir deniz kazası olarak tarihe geçti. Ancak kazadan önceki görüntüler, geminin güvenlik açıklarını ve mürettebatın ihmalkâr tutumunu gözler önüne seriyor. Görüntülerde, geminin makine dairesinde su birikintileri olduğu ve mürettebatın bu durumla ilgili 'Su alması normal' şeklinde savunma yaptığı duyuluyor. Bu görüntüler, kazanın ardından sosyal medyada büyük yankı uyandırdı ve yetkilileri harekete geçirdi.
Kurtarma çalışmaları ve kayıplar
Kaza, Girne'den Taşucu'na gitmek üzere yola çıkan geminin, KKTC kara sularında alabora olması sonucu meydana geldi. Olayın ardından bölgeye çok sayıda kurtarma ekibi sevk edildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri'nin katıldığı operasyonlarla 241 kişi kurtarılırken, 8 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Kayıp 20 kişi için arama kurtarma çalışmaları hâlâ devam ediyor.
Yetkililer, kazanın ardından detaylı bir soruşturma başlattı. Geminin son bakım tarihi, mürettebatın eğitimi ve hava koşulları gibi birçok faktör mercek altına alındı. Özellikle geminin 3 ay önceki görüntülerindeki su alması ve mürettebatın bu durumu 'normal' olarak nitelendirmesi, soruşturmanın odak noktasını oluşturuyor.
Uzmanlardan uyarılar
Denizcilik uzmanları, gemi su almasının asla normal olmadığını ve bu tür durumların ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor. Konuyla ilgili açıklama yapan emekli deniz subayı Kaptan Ali Rıza, 'Bir geminin su alması, gövde bütünlüğünün bozulduğunu gösterir. Bu, acil müdahale gerektiren bir durumdur. Mürettebatın bu durumu normal karşılaması kabul edilemez' dedi.
Öte yandan, kazanın ardından taşımacılık şirketinin tüm seferleri durduruldu. Şirket yetkilileri ise olaya ilişkin her türlü soruşturmaya açık olduklarını belirterek, 'Kazada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyoruz. Yaşanan bu acı olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için gereken desteği vereceğiz' ifadelerini kullandı.
Bölgede güvenlik endişeleri
Bu facia, bölgedeki deniz taşımacılığında güvenlik standartlarının gözden geçirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. KKTC ile Türkiye arasındaki deniz hattında sefer yapan gemilerin sık sık denetlenmesi, güvenlik önlemlerinin artırılması ve mürettebat eğitimlerinin yenilenmesi gerektiği dile getiriliyor. Kazanın ardından bölgedeki diğer şirketlerin de bu yönde adımlar atması bekleniyor.
Kayıp kişilerin aileleri, kıyıda gözyaşları içinde sevdiklerinden haber bekliyor. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, olayın ardından yaptığı açıklamada, 'Bu acı olayı derin bir üzüntüyle öğrendik. Kayıplarımız için tüm imkânları seferber ediyoruz. Soruşturma süreci de titizlikle yürütülüyor. Şeffaf bir sonuç için her türlü bilgiyi paylaşacağız' dedi.
Türk yetkililer de kazanın ardından taziyelerini iletti ve arama kurtarma çalışmalarına destek gönderdi.
Yaşanan bu elim kaza, sadece KKTC ve Türkiye'de değil, tüm dünyada geniş yankı buldu. Deniz güvenliği konusundaki bu üzücü olay, uluslararası denizcilik kuruluşlarının da gündemine oturdu. Gemilerin denetlenmesi ve mürettebatın yetkinliği gibi konular yeniden tartışılıyor.
Kazanın tam olarak neden kaynaklandığı, gemi su almasının ne zaman başladığı ve mürettebatın bu duruma ne kadar süre müdahalesiz kaldığı soruları, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yanıt bulacak. Ancak uzmanlar, bu süreçte alınacak önlemlerin ve yapılacak iyileştirmelerin, benzer felaketlerin önüne geçilmesinde hayati önem taşıdığını ifade ediyor.
Olayın ardından ortaya çıkan görüntüler, acilen gerekli derslerin çıkarılması gerektiğini gösteriyor. 241 kişinin kurtarılması tesadüfle açıklanmamalı; bu, bölgedeki denizcilik kurallarının titizlikle uygulanması ve denetimlerin sıklaştırılması için bir fırsat olarak görülmelidir.