Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Selimiye Mahallesi’nde, yaklaşık 800 yıllık tarihi kalenin ve çevresindeki antik kalıntıların bulunduğu alanda, izinsiz hafriyat döküldüğü iddiası gündeme bomba gibi düştü. Bölge sakinleri ve doğa severler, tarihi dokunun göz göre göre tahrip edildiğini belirterek yetkililere acil müdahale çağrısında bulundu. Edinilen bilgiye göre, Selimiye Kalesi’nin eteklerine ve çevresindeki zeytinlik alanlara tonlarca hafriyat toprağı ve moloz döküldü. Tarihi kalenin bulunduğu bölgede oluşan görüntüler, bölge halkı tarafından cep telefonu kameralarıyla kaydedilerek sosyal medyada paylaşıldı.
Kalenin eteklerine tonlarca moloz
Selimiye Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar, son birkaç gündür bölgeye sürekli kamyonlarla moloz ve hafriyat toprağı getirildiğini ifade etti. Görgü tanıkları, gece saatlerinde de döküm yapıldığını öne sürdü. Tarihi kalenin hemen alt kısmında yer alan ve arkeolojik sit alanı ilan edilen bölgede, onlarca metre uzunluğunda hafriyat yığınları oluştuğu görüldü. Bölge sakinleri, bu durumun hem tarihi dokuya hem de çevreye telafisi mümkün olmayan zararlar verdiğini belirtti. Selimiye’de yaklaşık 15 yıldır esnaflık yapan Ahmet Yılmaz, “Bu kale bizim ata yadigarı. Binlerce yıllık geçmişi var. Şimdi gelip de buraya hafriyat dökmek nedir? Kim verdi bu izni? Biz burayı korumakla görevliyiz. Yetkililer sesimizi duysun” dedi.
Konuyla ilgili açıklama yapan Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekipleri, ihbar üzerine bölgede inceleme başlattıklarını doğruladı. Ekiplerin, hafriyat dökümünün hangi tarihte ve kim ya da kimler tarafından yapıldığını tespit etmek için çalışma başlattığı öğrenildi. Ayrıca, bölgenin sit alanı statüsü nedeniyle, herhangi bir kazı ve dolgu işlemi için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’ndan izin alınması gerektiği vurgulandı.
Selimiye Kalesi’nin tarihi önemi
Selimiye Kalesi, Bizans dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip. Bölgede yapılan araştırmalarda, kalenin 13. yüzyılda Rodos Şövalyeleri tarafından kullanıldığı ve Osmanlı döneminde de savunma amaçlı olarak askeri üs olarak hizmet verdiği biliniyor. Kale, Hisarönü Körfezi’ne hakim bir tepede konumlanıyor. Ege’nin doğal güzellikleriyle ünlü Selimiye, her yıl yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor. Tarihi kalenin ve antik dönem kalıntılarının bulunduğu bölge, hem arkeolojik sit alanı hem de doğal sit alanı ilan edilmiş durumda. Bu nedenle, bölgede yapılacak her türlü inşai faaliyet için sıkı izin prosedürleri bulunuyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan arkeolog Dr. Eylül Karaca, “Bu tür alanlara izinsiz hafriyat dökülmesi, arkeolojik katmanların ve yeraltı kültür varlıklarının zarar görmesine neden olur. Özellikle dik yamaçlara dökülen hafriyat toprağı, erozyonla birlikte kalenin temellerini ve altındaki antik kalıntıları tahrip edebilir. Yetkililerin en kısa sürede müdahale etmesi, dökülen malzemenin kaldırılması ve sorumlular hakkında yasal işlem başlatılması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Öte yandan, bölge halkı ve çevre örgütleri, bu tür olayların tekrar yaşanmaması için Selimiye Kalesi ve çevresinin kamera sistemiyle izlenmesini ve bekçi bulundurulmasını talep ediyor. Yerel basında çıkan haberlerin ardından sosyal medyada da geniş yankı uyandıran olay, “Marmaris’te tarihi kaleye hafriyat döküldü” etiketiyle kısa sürede gündem oldu. Kullanıcılar, tarihi mirasın korunması için yetkililere çağrıda bulunurken, bazı kullanıcılar da benzer olayların başka bölgelerde de yaşandığına dikkat çekti.
Selimiye’nin turizm potansiyeli düşünüldüğünde, tarihi dokunun korunmasının sadece kültürel bir zorunluluk değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğu da uzmanlarca dile getiriliyor. Bölgedeki pansiyon işletmecileri, mavi yolculuk turlarının uğrak noktası olan Selimiye’de, yaşanan bu görüntülerin turizm açısından da olumsuz sonuçları olabileceğini ifade ediyor.
Yaşanan bu üzücü olay, Türkiye’de kültürel mirasın korunması konusundaki denetim eksikliklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. İzin süreçlerinin etkin işletilmesi, denetimlerin artırılması ve toplumsal farkındalığın geliştirilmesi, binlerce yıllık geçmişin geleceğe taşınması için elzem görünüyor.