Okulların kapanmasıyla birlikte çocuklara karne hediyesi olarak satın alınan cins köpekler, kısa süre sonra sokaklara terk ediliyor. Hayvan barınakları kapasite sınırına ulaşırken, hayvanseverler ev ortamına alışkın hayvanların sokakta hayatta kalma şansının düşük olduğu uyarısında bulunuyor. 'Satın almayın, yuva olun' çağrısı yapan gönüllüler, bu durumun hem hayvan refahı hem de toplum sağlığı açısından ciddi sorunlara yol açtığını belirtiyor.
Barınaklar alarm veriyor
İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere birçok ildeki hayvan barınakları, yaz tatilinin başlamasıyla birlikte terk edilen köpek akınına uğradı. Barınak yetkilileri, kapasitelerinin çok üzerinde hayvan kabul etmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Özellikle golden retriever, labrador, sibirya kurdu gibi popüler cinslerin yoğunlukta olduğu terk edilmiş köpekler, barınaklarda yeterli alan ve kaynak bulunmaması nedeniyle sağlık sorunları yaşıyor.
Hediyelik köpeklerin dramı
Çocuklara karne hediyesi olarak alınan köpeklerin büyük bir kısmı, birkaç ay içinde aileler tarafından sokağa bırakılıyor. Uzmanlar, bu hayvanların ev ortamına alışkın olduğu için sokakta beslenme, barınma ve hastalıklarla mücadele etme şansının çok düşük olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca terk edilen köpeklerin kontrolsüz üremesi, sokak hayvanı popülasyonunun artmasına neden oluyor.
Hayvanseverlerden uyarı
Hayvan hakları dernekleri, özellikle çocuklu ailelere seslenerek, canlı hayvan satın almak yerine barınaklardan sahiplenmeyi tavsiye ediyor. Dernek yetkilileri, 'Bir canlıyı hediye etmek büyük sorumluluk gerektirir. Aileler, çocuklarına hayvan sevgisini aşılarken, onların bakımını üstlenebileceklerinden emin olmalıdır. Aksi takdirde bu masum hayvanlar sokakta ölüme terk ediliyor' şeklinde konuşuyor.
Yasal düzenleme çağrısı
Hayvan hakları savunucuları, petshoplarda canlı hayvan satışının yasaklanmasını ve hediye amaçlı hayvan alımının sıkı denetime tabi tutulmasını istiyor. Ayrıca terk edilen hayvanların tespiti halinde sahiplerine ciddi yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirtiyor. Yetkililer, konuyla ilgili mevzuat çalışmalarının sürdüğünü ancak toplumsal farkındalığın artması gerektiğini vurguluyor.