Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne açıklarında meydana gelen ve 8 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin kaybolduğu gemi faciasına ilişkin soruşturma kapsamında ortaya çıkan yeni belgeler, geminin 66 yaşındaki kaptanı Mustafa Öz'ün kaptanlık sertifikasını iki yıl önce Honduras'tan aldığını gösterdi. Bu durum, uluslararası denizcilik standartları ve güvenlik denetimleri konusundaki endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Yeni Belge ve Sertifika Detayları
Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gemi personeli ve evrakları üzerinde yapılan incelemelerde, kaptan Mustafa Öz'e ait olduğu iddia edilen kaptanlık sertifikasının Honduras tarafından 2023 yılında düzenlendiği tespit edildi. Sertifikanın, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) standartlarına uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği ise şu an itibarıyla doğrulanmış değil. Uzmanlar, Honduras'ın, bayrak devleti olarak denizcilik eğitimi ve sertifikalandırma konusunda sıkı denetimler yapmayan ülkeler arasında gösterildiğini, bu tür durumların özellikle küçük tonajlı gemilerde sıkça yaşandığını ifade ediyor.
Geminin liman çıkışı sırasında yapılan denetimlerde bu eksikliğin gözden kaçmış olması da ayrıca eleştiriliyor. Söz konusu geminin son iki yıldır bayrak değiştirdiği ve farklı bayraklar altında seferler yaptığı öğrenilirken, Honduras bayrağının da bu süreçte tercih edildiği belirtiliyor. Gemi kaptanının deneyimine rağmen, resmi sertifikanın geçerliliğinin uluslararası sularda tanınması için ülke onayının ve bürokratik prosedürlerin tamamlanmış olması gerektiği vurgulanıyor.
Facianın Seyri ve Kurtarma Çalışmaları
Geçtiğimiz hafta sonu yaşanan faciada, bölgede aniden bastıran şiddetli fırtına nedeniyle gemi batmış, ilk belirlemelere göre 8 kişi hayatını kaybetmişti. 20 kişi ise hâlâ kayıp. Sahil Güvenlik ekiplerinin yanı sıra bölgeye sevk edilen arama kurtarma ekipleri, deniz yüzeyinde ve kıyılarda geniş çaplı tarama çalışmalarına devam ediyor. Kayıplara ulaşma umudu gün geçtikçe azalırken, yetkililer soruşturmanın birden fazla ülkeyi ilgilendirdiğini ve bilgi paylaşımının sürdüğünü kaydetti.
Facianın ardından KKTC limanlarındaki denetimlerin sıkılaştırılması kararı alındı. Bayrak devleti olarak Honduras'ın, geminin teknik donanımını ve mürettebat belgelerini periyodik olarak denetleme yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatan hukukçular, bu tür ihmallerin uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil ettiğini ve ülkelerarası iş birliği ile önlenebileceğini dile getiriyor.
Honduras Sertifikası ve Güvenlik Açığı Sorunu
Honduras, son yıllarda düşük vergi ve esnek kuralları nedeniyle gemi sahipleri ve işletmecileri tarafından sıklıkla tercih edilen bayrak devletleri arasında. Ancak bu esneklik, zaman zaman beraberinde güvenlik açıklarını getiriyor. Konuya dair uluslararası raporlar, Honduras bayrağı taşıyan gemilerin denetimlerinin yetersiz kaldığını ve bu durumun deniz kazalarındaki risk faktörünü artırdığını ortaya koyuyor. Türkiye'nin de taraf olduğu Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenliği (ISPS) Kodu başta olmak üzere, SOLAS ve STCW sözleşmeleri gibi uluslararası anlaşmalar, gemi ve personel standartlarını net biçimde belirliyor. Bu sözleşmelere uyulmadığı takdirde, gemilerin seferden men edilmesi gerekiyor.
Bu facia, denizcilik sektöründe ‘kolay bayrak’ uygulamalarının yarattığı riskleri bir kez daha gözler önüne serdi. Sektör temsilcileri, KKTC gibi yoğun deniz trafiğine sahip bölgelerde, özellikle yolcu taşıyan gemilerde sertifika ve personel yeterliliği konularında daha sıkı denetimler yapılması için çağrıda bulunuyor. Mustafa Öz'ün Honduras'tan aldığı sertifikanın, aldığı eğitimin ve deneyiminin herhangi bir geçerliliği olmadığı yönündeki tartışmalar ise sürüyor. Konu ile ilgili KKTC ve Türkiye'nin ilgili kurumlarının ortak bir çalışma yürüteceği, soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.
Bölgede etkili olan olumsuz hava koşullarının devam etmesi, arama kurtarma çalışmalarını daha da zorlaştırıyor. Ekipler, önümüzdeki günlerde hava şartlarının iyileşmesiyle birlikte çalışmaların daha yoğunlaştırılacağını duyurdu. Bu felaketin benzerlerinin yaşanmaması için uluslararası kuruluşların ve devletlerin bayrak devleti denetimlerinden elde ettikleri verileri paylaşması ve ortak risk analizi yapması hayati önem taşıyor. Bu tür trajedilerin tekrarlanmaması adına denizcilik mevzuatının etkin biçimde uygulanması, sektörün tüm paydaşlarının ortak çözüm üretmesiyle mümkün olabilir.