Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından yayımlanan 2026 Küresel Cinsiyet Açığı Raporu, kadınların siyasi güçlenme ve karar alma mekanizmalarına katılımında eşitliğe ulaşmak için yaklaşık 120 yıl gerektiğini ortaya koydu. Rapora göre, siyasi güçlenme alanındaki küresel cinsiyet açığının yalnızca yüzde 22,1'i kapatılabildi. Mevcut ilerleme hızıyla tam eşitlik için öngörülen süre, kadınların siyasette ve çalışma yaşamında temsili artsa da güç ve karar alma mekanizmalarındaki eşitsizliğin sürdüğünü gösteriyor.
Siyasi Temsilde Artış Var, Ancak Eşitlik Uzak
WEF raporuna göre, dünya genelinde kadınların parlamentolardaki temsil oranı son yıllarda kademeli olarak artış gösterdi. Ancak bu artış, siyasi güçlenme endeksindeki genel açığı kapatmaya yetmiyor. Siyasi güçlenme kategorisi; kadınların bakanlık, devlet başkanlığı, parlamento üyeliği gibi üst düzey karar alma pozisyonlarındaki varlığını ölçüyor. Raporda, kadınların kabinelerdeki ve yerel yönetimlerdeki oranının hâlâ erkeklerin çok gerisinde olduğu vurgulanıyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer nokta, siyasi katılımın sadece sayısal temsil ile sınırlı olmadığı. Kadınların siyasi partilerde, sendikalarda ve sivil toplum kuruluşlarında karar alma süreçlerine aktif katılımı da eşitlik açısından belirleyici. WEF, bu alanlarda da cinsiyet açığının geniş olduğunu belirtiyor.
Çalışma Yaşamında Eşitsizlik Derinleşiyor
WEF raporu, ekonomik katılım ve fırsat eşitliği alanında da önemli bulgular sunuyor. Kadınların iş gücüne katılım oranı birçok ülkede artsa da, üst düzey yöneticilik ve yönetim kurulu üyeliklerinde kadın temsili hâlâ düşük. Rapora göre, kadınların liderlik pozisyonlarına yükselme hızı, erkeklerle eşitlenmekten uzak. Ayrıca, kadınların ücret eşitsizliği, kariyer kesintileri ve ev içi sorumlulukların adaletsiz dağılımı, ekonomik güçlenmeyi sınırlayan temel faktörler arasında.
WEF, ekonomik katılım ve fırsat kategorisindeki cinsiyet açığının kapatılmasının, siyasi güçlenmedekinden daha hızlı olabileceğini ancak yine de onlarca yıl alacağını öngörüyor. Ancak raporda asıl vurgu, siyasi güçlenmedeki yavaş ilerleme. Zira siyasi karar alma mekanizmalarındaki eşitsizlik, diğer alanlardaki eşitsizliklerin sürmesine neden olan yapısal bir engel olarak görülüyor.
Bölgesel Farklılıklar ve Türkiye
Rapor, cinsiyet açığının kapatılmasında bölgeler arası büyük farklılıklar olduğunu gösteriyor. Kuzey Avrupa ülkeleri siyasi güçlenmede en yüksek puanlara sahipken, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya gibi bölgelerde açık çok daha geniş. Türkiye, siyasi güçlenme endeksinde alt sıralarda yer alıyor. Kadınların TBMM'deki temsil oranı son seçimlerde bir miktar artmış olsa da, kabinede ve yerel yönetimlerde kadın temsili hâlâ düşük seviyelerde.
WEF raporu, Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının da OECD ortalamasının altında olduğunu hatırlatıyor. Raporda, kadınların karar alma mekanizmalarına katılımını artırmaya yönelik kota, teşvik ve farkındalık programlarının önemine işaret ediliyor.
Eşitlik İçin 120 Yıl: Neden Bu Kadar Uzun?
WEF'in 2026 raporundaki 120 yıllık tahmin, mevcut ilerleme hızının ne kadar yavaş olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu yavaşlığın nedenleri arasında toplumsal cinsiyet normları, siyasi partilerin yapısal engelleri, kadınların karşılaştığı önyargılar ve ekonomik bağımsızlık eksikliğini sıralıyor. Ayrıca, dünya genelinde yaşanan ekonomik krizler, pandemi ve çatışmalar, cinsiyet eşitliği çabalarını geriletebiliyor.
WEF, hükümetlere, iş dünyasına ve sivil topluma çağrıda bulunarak, kadınların siyasi ve ekonomik hayatta eşit temsilini sağlamak için somut adımlar atılması gerektiğini belirtiyor. Raporda, kreş ve bakım hizmetlerine erişim, ebeveyn izni politikaları, kadın liderliğini destekleyen mentorluk programları ve siyasi partilerde cinsiyet kotaları gibi öneriler öne çıkıyor. Ancak mevcut tablo, bu adımların hızla atılmaması durumunda eşitliğin bir asırdan fazla süre daha bekleyeceğini gösteriyor.
Sonuç olarak, WEF'in 2026 raporu, kadınların siyasi ve ekonomik güçlenmesinde kaydedilen ilerlemenin yetersiz olduğunu ve karar alma mekanizmalarındaki cinsiyet açığının kapanması için köklü yapısal değişikliklere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Kadınların eşit temsili, sadece bir hak meselesi değil, aynı zamanda demokrasinin ve sürdürülebilir kalkınmanın da temel bir gereği.