İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) ABD merkezli Ballard Partners şirketiyle imzaladığı lobi anlaşmasını gündeme taşıdı. Çömez, şirkete bir yıl için 2,4 milyon dolar ödeneceğini belirterek, “NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye'nin Milli Savunma Bakanlığı, neden böyle bir anlaşmaya ihtiyaç duyuyor?” diye sordu. Anlaşmanın kamuoyunda tartışma yaratması beklenirken, muhalefet partileri de konuyla ilgili soru önergesi hazırlıyor.
Anlaşmanın detayları ve Çömez'in eleştirileri
Milli Savunma Bakanlığı'nın, ABD'de faaliyet gösteren Ballard Partners adlı lobi şirketiyle yaptığı sözleşme, Türk siyasetinde yankı uyandırdı. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bakanlığın bir yıl için söz konusu şirkete 2,4 milyon dolar ödeyeceğini ifade etti. Çömez, “Bu para, kamu kaynaklarından aktarılıyor. Türkiye'nin savunma alanında güçlü bir ülke olduğu herkesçe biliniyor. Peki, neden böyle bir lobi faaliyetine ihtiyaç duyuluyor? Bu anlaşmanın şeffaf bir şekilde açıklanması gerekir” dedi.
Çömez, anlaşmanın içeriği hakkında da bilgi verdi. Ballard Partners'ın, MSB adına ABD'deki resmi kurumlar ve Kongre üyeleri nezdinde lobi faaliyetleri yürüteceği öğrenildi. Şirketin, Türkiye'nin savunma sanayi alanındaki taleplerini ABD'li karar alıcılara ileteceği belirtiliyor. Ancak Çömez, bu tür bir girişimin gerekliliğini sorgulayarak, “Türkiye, kendi savunma sanayiini geliştirmiş bir ülke. Bu tür lobi anlaşmaları, dış politikada bağımsızlığımıza gölge düşürür” ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakanlığı'ndan açıklama var mı?
Milli Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak bakanlık kaynakları, anlaşmanın savunma sanayi alanında uluslararası iş birliklerini geliştirmek amacı taşıdığını öne sürdü. Kaynaklar, “Türkiye'nin savunma ihalelerinde ve dost ülkelerle yürütülen projelerde daha etkin olabilmesi için bu tür lobi faaliyetleri normal karşılanmalı” şeklinde konuştu.
Ancak muhalefet cephesi, bu açıklamaları yetersiz buluyor. CHP ve İYİ Parti milletvekilleri, konunun Meclis gündemine taşınması için araştırma önergesi vermeye hazırlanıyor. Özellikle anlaşmanın ihale usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve ödenecek tutarın kamuoyu ile paylaşılması gerektiği vurgulanıyor.
Lobi anlaşmaları ve Türkiye'nin savunma politikası
Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayiinde önemli atılımlar yaptığı biliniyor. Yerli ve milli projelerle dışa bağımlılığın azaltılması hedeflenirken, bu tür lobi anlaşmalarının gerekliliği tartışma konusu. Uzmanlar, Türkiye'nin özellikle ABD Kongresi'nde Ermeni lobisi ve Yunan lobisinin etkisine karşı koymak için lobi faaliyetlerine ihtiyaç duyabileceğini belirtiyor. Ancak Ballard Partners'ın daha önce Türkiye aleyhine çalışan şirketlerle bağlantılı olduğu iddiaları da gündeme geldi.
Geçmişte Türkiye, ABD'de çeşitli lobi şirketleriyle çalışmıştı. 2017 yılında ABD'li Greenberg Traurig firmasıyla yapılan anlaşma da benzer tartışmalara yol açmıştı. O dönemde anlaşmanın bedeli 1,5 milyon dolar olarak açıklanmıştı. Şimdi ise daha yüksek bir rakamla gündeme gelen bu anlaşma, savunma bütçesinin büyüklüğü göz önüne alındığında orantısız bulunuyor.
İYİ Partili Turhan Çömez, sözlerinin devamında, “Bu para, savunma sanayiine ayrılan bütçeden mi karşılanıyor? Yoksa ayrı bir kalem mi oluşturuldu? Bu soruların cevabını bakanlık vermek zorunda. Kamu kaynaklarının bu şekilde harcanması şeffaflık ilkesine aykırıdır” ifadelerine yer verdi.
Öte yandan, konunun Türkiye-ABD ilişkileri bağlamında da değerlendirilmesi gerekiyor. İki ülke arasında savunma alanındaki iş birliği, S-400 krizi ve F-35 programı nedeniyle gergin bir dönemden geçiyor. Bu anlaşmanın, ilişkileri düzeltmeye yönelik bir adım mı yoksa yeni bir gerilim mi getireceği merak ediliyor.
Sonuç olarak, MSB'nin Ballard Partners ile yaptığı anlaşma, hem iç siyasette hem de dış politikada yeni bir tartışma başlatmış durumda. Kamuoyunun, anlaşmanın detaylarını öğrenme hakkı bulunuyor. Bakanlığın ve hükümetin, bu konudaki sorulara en kısa sürede yanıt vermesi, şeffaflık açısından önem taşıyor. Türkiye'nin uluslararası alandaki itibarı ve milli menfaatleri düşünüldüğünde, bu tür anlaşmaların daha dikkatli yürütülmesi ve kamuoyu bilgilendirmesinin yapılması gerektiği açıktır.