Atatürk Araştırmacısı Ahmet Gürel, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın yıl dönümünde kaleme aldığı değerlendirmede, bu tarihin yalnızca bir askeri zafer olmadığını, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı'nın ardından Türkiye'de barışın ve huzurun başlangıcını simgelediğini belirtti. Gürel, Cumhuriyet Ege için yazdığı yazıda, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın zaferle taçlandırdığı mücadelenin, ulusun kaderini değiştiren dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı.
Zaferin Perde Arkası
Gürel, 26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz'un, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile sonuçlandığını hatırlattı. Bu zaferin, ordunun moralini yükselttiğini ve Anadolu'nun düşman işgalinden kurtuluşunu sağlayan sürecin önünü açtığını ifade etti. "Mustafa Kemal'in 'Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir' emri, sadece askeri bir manevra değil, bağımsızlık tutkusunun en güçlü ifadesiydi" dedi. Gürel, Yunan ordusunun bozguna uğratılması ve ardından 9 Eylül'de İzmir'in kurtuluşuyla işgalin sona erdiğini belirterek, bu sürecin Lozan Antlaşması'na uzanan yolda belirleyici olduğunu söyledi.
Barışa Uzanan Yol
Ahmet Gürel, zaferin ardından Türkiye'nin asıl hedefinin savaş değil barış olduğunu vurguladı. "30 Ağustos, savaşın bittiği gün değil, barışın inşa edilmeye başlandığı gündür" diyen Gürel, Cumhuriyet'in ilanı ve devrimlerin bu barış ortamında filizlendiğini belirtti. Türkiye'nin, topraklarını imar ederken, uluslararası arenada eşit bir devlet olarak yerini aldığını kaydetti. Gürel, Cumhuriyetin kazanımlarının korunmasının ve barış içinde yaşamın devam etmesinin, bu büyük zaferin ruhuna uygun bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
Yazıda, 30 Ağustos'un sadece geçmişin anılması değil, geleceğe yönelik bir kararlılığın ifadesi olduğu vurgulandı. Gürel, genç nesillerin bu bilinci taşıması için tarihi iyi anlamaları gerektiğini belirterek, "Bağımsızlık, milli birlik ve beraberlik duygusunun canlı tutulması, bu toprakların tapusunun ebedi olduğunu gösterecektir" ifadelerini kullandı.
Ahmet Gürel'in bu değerlendirmesi, 30 Ağustos'un yalnızca asker bir zafer değil aynı zamanda diplomatik bir başarı olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü savaş alanında kazanılan zafer, masada Lozan'la perçinlenmiştir. Türk milletinin bağımsızlık ve hürriyet aşkı, bugün de ülkenin dört bir yanında kutlanan bu bayramla yeni nesillere aktarılmaya devam ediyor.