İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yüksek faiz ortamının reel sektör üzerindeki baskısını sürdürdüğünü belirterek, özellikle ihracatçı şirketlerin yüksek finansman maliyetleri ve zayıf dış talep nedeniyle kârlılık baskısını giderek daha fazla hissettiğini açıkladı. Avdagiç, İTO'nun aylık değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna ilişkin önemli tespitlerde bulundu.
İhracatçılar zorlanıyor
Avdagiç, yüksek faiz ortamının özellikle ihracatçı firmalar üzerinde yarattığı olumsuz etkilere dikkat çekti. Finansman maliyetlerinin artması ve dış talebin zayıf seyretmesi nedeniyle ihracatçıların kârlılık oranlarının düştüğünü ifade eden Avdagiç, "Reel sektör, sıkı para politikasının etkilerini her geçen gün daha yoğun hissediyor. Özellikle ihracatçılar, hem içeride yüksek faizle borçlanmak zorunda kalıyor hem de küresel talebin durgun olduğu bir dönemde satış yapmaya çalışıyor" dedi.
İhracatın ekonomik büyüme için kritik önemde olduğunu vurgulayan Avdagiç, sürdürülebilir bir ihracat artışı için rekabetçi kur, uygun finansman ve güçlü dış talebin bir arada olması gerektiğini söyledi. Mevcut koşullarda ise bu üç unsurun da olumsuz seyrettiğini belirtti.
Yüksek faiz ve enflasyon beklentileri
Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikasının enflasyonla mücadelede kararlılıkla sürdürüldüğünü ancak bunun reel sektöre maliyetinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. "Faiz oranlarının yüksek seyretmesi, yatırım kararlarını erteliyor, işletme sermayesi ihtiyacını artırıyor ve nakit akışını zorlaştırıyor" diye konuştu. Avdagiç, enflasyon beklentilerinin henüz istenen seviyeye inmediğini, bu nedenle faiz indirimi için henüz erken olduğunu ancak sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
İTO Başkanı, "Enflasyonu düşürmek için faizi yüksek tutmak zorundayız ancak bu durum reel sektörü de baskılıyor. Bu dengeyi iyi kurmalıyız. Aksi takdirde üretim ve istihdam kaybı yaşayabiliriz" uyarısında bulundu.
Küresel ekonomik görünüm
Avdagiç, küresel ekonomideki yavaşlamanın da Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkilediğini kaydetti. Avrupa Birliği başta olmak üzere ana ihracat pazarlarında talebin zayıf olduğunu belirten Avdagiç, "Küresel ticaretteki durgunluk, ihracatçımızın işini zorlaştırıyor. Ayrıca Çin'in ekonomik yavaşlaması ve jeopolitik riskler de belirsizliği artırıyor" dedi.
Bu koşullar altında ihracatçıların daha fazla desteklenmesi gerektiğini söyleyen Avdagiç, Eximbank kredilerinin artırılması, ihracat taahhütlü kredilerin faizlerinin düşürülmesi ve yeni pazar arayışlarına yönelik teşviklerin önemine işaret etti.
İç talepte denge arayışı
İç talep tarafında ise sıkılaşmanın etkilerinin hissedildiğini belirten Avdagiç, tüketici kredilerindeki yavaşlamanın perakende sektörünü de etkilediğini söyledi. "Talebi tamamen kısmak enflasyonu düşürür ancak büyümeyi de olumsuz etkiler. Bu nedenle kademeli bir geçiş ve sektörel farklılaştırma önemli" diye konuştu.
Avdagiç, hizmet sektöründe ise canlılık olduğunu ancak bunun sürdürülebilir olmadığını ifade ederek, "Turizm ve hizmet ihracatı iyi gidiyor ancak sanayi üretimindeki yavaşlama endişe verici. Üretim ekonomisini destekleyecek politikalar geliştirilmeli" dedi.
İTO Başkanı, son olarak iş dünyası olarak enflasyonun düşmesini ve faizlerin makul seviyelere inmesini beklediklerini ancak bu sürecin sabırla yönetilmesi gerektiğini vurguladı. "Kısa vadeli sıkıntılar yaşasak da orta vadede daha sağlıklı bir ekonomiye kavuşacağımıza inanıyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Ekonomistler, İTO Başkanı'nın açıklamalarının, reel sektörün karşı karşıya olduğu finansman maliyeti ve talep daralması sorunlarına bir kez daha dikkat çektiğini ve yetkililerin bu konuda adım atması beklentisini güçlendirdiğini yorumluyor. Önümüzdeki dönemde hem faiz politikasında hem de ihracat desteklerinde yeni düzenlemeler bekleniyor.
İTO verilerine göre, yılın ilk çeyreğinde İstanbul'da faaliyet gösteren firmaların yüzde 40'ı kârlılık düşüşü bildirirken, bu oran ihracatçı firmalarda yüzde 50'ye yaklaştı. Sektör temsilcileri, yılın ikinci yarısında da benzer bir tablonun sürebileceğini ancak maliyetlerin kontrol altına alınması halinde toparlanmanın hızlanabileceğini belirtiyorlar.