İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı'nın (İPA) yayımladığı İstanbul Barometresi'nin temmuz sayısı, kentte yaşayanların kültürel etkinliklere katılımında ciddi bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, İstanbulluların %45,8'i son bir yılda hiçbir kültür-sanat etkinliğine katılamadı. Bu oranın en önemli gerekçesi olarak yüksek bilet fiyatları gösterilirken, vatandaşların sosyal yaşamdan kopmaya başladığı gözleniyor. Özellikle restoran ve kafe harcamalarının ilk kısılan kalemler arasında yer alması, ekonomik zorlukların günlük hayata etkisini gözler önüne seriyor.
Bilet Fiyatları Etkinliklere Katılımı Engelliyor
İstanbul Barometresi'nin sonuçlarına göre, kültür-sanat etkinliklerine katılımın önündeki en büyük engel maddi imkânsızlıklar olarak dikkat çekiyor. Ankete katılanların %45,8'i son bir yılda hiçbir tiyatro, konser, sinema veya sergiye gidemediğini belirtirken, bu kişilerin büyük çoğunluğu (%68,3) bunun nedeninin bilet fiyatlarının yüksekliği olduğunu ifade etti. Özellikle konser ve tiyatro biletlerinin ortalama fiyatlarının geçen yıla göre iki katına çıkması, hanelerin kültürel harcamalardan ilk olarak feragat etmesine yol açıyor.
İPA'nın verileri, etkinliklere katılamayanların yanı sıra, katılım sağlayanların da etkinlik sıklığını azalttığını gösteriyor. Katılımcıların %32,7'si yılda yalnızca bir ya da iki kez kültürel faaliyete katılabildiğini belirtirken, %12,5'i ise bu etkinliklere ayda en fazla bir kez gidebildiğini söyledi. Bu tablo, İstanbul gibi kültürel çeşitliliği ve etkinlik zenginliğiyle öne çıkan bir metropolde, sanatın ve kültürün giderek lüks bir tüketim haline geldiğini ortaya koyuyor.
İlk Kısılan Kalem: Restoran ve Kafeler
Araştırmanın bir diğer dikkat çeken bulgusu, İstanbulluların ekonomik daralmada öncelikli olarak restoran, kafe gibi sosyal yaşam alanlarındaki harcamalarını kısması oldu. Ankete katılanların %54,2'si, hayat pahalılığı nedeniyle dışarıda yemek yeme ya da kafede oturma alışkanlıklarını azalttığını belirtti. Bu oran, sosyalleşmenin kısıtlanmasının başka bir boyutunu gösteriyor. Katılımcılar, bu tür mekânlarda harcanan ortalama tutarın arttığını ancak ziyaret sıklığının yarı yarıya düştüğünü ifade etti.
Araştırma, İstanbulluların bütçelerinde eğlence ve kültürel faaliyetlere ayrılan payın giderek azaldığını, bunun yerini temel ihtiyaçlara yönelik harcamaların aldığını ortaya koyuyor. Gıda, kira ve faturalar hane bütçelerinin büyük kısmını tüketirken, kültür-sanat faaliyetleri lüks kategorisinde değerlendirilir hale geldi. Bu durum, özellikle genç nüfusun sosyal izolasyona itilmesine ve kent kültürünün zayıflamasına yol açıyor.
Kent Kimliğinin Korunması İçin Adımlar Gerekiyor
Hayat pahalılığı yalnızca bireylerin yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda İstanbul'un kültürel kimliğini de tehdit ediyor. Kent müzeleri, galeriler, tiyatrolar ve konser salonları, izleyici ve ziyaretçi sayılarının azalmasıyla karşı karşıya. Özellikle bağımsız sanat kurumları, mali zorluklarla mücadele ederken, etkinliklerin fiyatlarını yükseltmek zorunda kalıyor. Bu kısır döngü, erişilebilirliği daha da azaltıyor ve toplumun farklı kesimlerinin kültürel hayata katılma şansını sınırlandırıyor.
Kültür-sanat alanında kamu desteklerinin artırılması, ücretsiz ya da düşük bütçeli etkinliklerin sayısının çoğaltılması ve yerel yönetimlerin bu alana öncelik vermesi, kentin sosyal dokusunun korunması için kritik önem taşıyor. İstanbul'un uluslararası bir kültür başkenti olma iddiasını sürdürebilmesi, ancak sanatın tüm kesimler için erişilebilir olmasıyla mümkün görünüyor. Bu konuda atılacak adımlar, yalnızca bireysel refahı değil, aynı zamanda şehrin geleceği için de belirleyici olacaktır.