İsrail yönetimi, işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyinde yer alan El Halil kentindeki tarihi Haremi İbrahim Camisi'ni sinagoga dönüştürme çabalarını sürdürüyor. Filistinli yetkililer, bu adımın bölgedeki dini gerilimi tırmandıracağı ve uluslararası hukuku ihlal edeceği uyarısında bulundu. El Halil Valiliği'nden yapılan açıklamada, İsrail'in kutsal mekânın statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimin kabul edilemez olduğu belirtildi.
Planın ayrıntıları ve tepkiler
Haremi İbrahim Camisi, Müslümanlar ve Yahudiler için ortak kutsal sayılan bir yapı olarak biliniyor. İsrail, 1994'teki Batı Şeria anlaşmalarından bu yana camiyi iki bölüme ayırarak kullanıma sunmuştu. Ancak son dönemde sağcı İsrailli gruplar, yapının tamamen sinagoga çevrilmesi için yoğun lobi faaliyeti yürütüyor. Filistin Yönetimi, bu planın barış sürecine darbe vuracağını ve bölgede yeni bir çatışma dalgası başlatabileceğini ifade ediyor. El Halil Belediye Başkanı Taysir Abu Sneineh, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "İsrail, Haremi İbrahim'i hedef alarak sadece dini bir mekânı değil, aynı zamanda Filistinlilerin kültürel kimliğini de yok etmeye çalışıyor. Bu, savaş suçu niteliği taşır" dedi.
Uluslararası hukuk ve tarihsel bağlam
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Haremi İbrahim Camisi, 12. yüzyılda inşa edilmiş olup Hz. İbrahim'in türbesini de barındırıyor. İsrail'in 1967'de işgal ettiği Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki tüm dini yapılar, uluslararası hukuka göre işgal gücünün yetkisi dışında korunma statüsüne sahip. Cenevre Sözleşmeleri, işgalci devletin işgal altındaki bölgede kendi kültürünü dayatmasını ve dini yapıların statüsünü değiştirmesini yasaklıyor. Buna rağmen İsrail, son yıllarda Mescid-i Aksa başta olmak üzere birçok kutsal mekânda tek taraflı düzenlemelere gidiyor.
El Halil, yaklaşık 200 bin Filistinli ve birkaç yüz Yahudi yerleşimciye ev sahipliği yapıyor. Filistinliler, İsrail askerlerinin ve yerleşimcilerin camiye yönelik provokatif eylemlerini sık sık rapor ediyor. Geçen ay, aşırı sağcı bir İsraillinin cami içinde dua etmeye çalışması, olay yerinde gerginliğe neden olmuştu. Filistinli yetkililer, uluslararası toplumu acilen duruma müdahale etmeye ve İsrail'e yaptırım uygulamaya çağırıyor.
Bu gelişmeler, İsrail-Filistin arasındaki dinî sembollerin siyasi araç olarak kullanılmasının yeni bir örneğini oluşturuyor. Haremi İbrahim Camisi'nin sinagoga dönüştürülmesi, sadece iki toplum arasındaki güveni sarsmakla kalmayacak, aynı zamanda bölgesel bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Uluslararası hukukun bu tür ihlallere karşı caydırıcı mekanizmalar geliştirmemesi, benzer olayların tekrarlanmasına zemin hazırlıyor. İsrail hükümetinin bu konuda attığı her adım, barış umutlarını daha da uzaklaştırırken, Filistinlilerin kutsal mekânlarına sahip çıkma mücadelesi devam ediyor.