İsrail hükümeti, işgal altındaki Doğu Kudüs'te 13 yeni yasa dışı yerleşim birimi kurulmasına onay verdi. Bu karar, bölgenin demografik yapısını değiştirme ve Filistinlilerin topraklarını daraltma amacı taşıdığı gerekçesiyle uluslararası camiada sert tepkilere neden oldu. İsrail'in bu hamlesi, Doğu Kudüs'ün izole edilmesi ve yerleşim birimlerinin genişletilmesi planının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Yerleşim kararının ayrıntıları
İsrail'in Channel 12 televizyonunun haberine göre, Savunma Bakanlığı'na bağlı Sivil Yönetim Birimi, Doğu Kudüs'ün farklı noktalarında toplam 13 yeni yerleşim yeri kurulmasını onayladı. Yeni yerleşimlerin, Kudüs'ün kuzeyindeki Kfar Adumim, doğusundaki Maale Adumim ve güneyindeki Gush Etzion gibi mevcut büyük yerleşim bloklarına bağlanması planlanıyor. Bu adımın, Batı Şeria'yı ikiye bölecek ve Filistinlilerin sürekli bir devlet kurma umutlarını daha da zorlaştıracak bir koridor oluşturma hedefinin parçası olduğu belirtiliyor.
Uluslararası tepkiler
Kararın ardından Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve birçok ülke İsrail'i kınadı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı açıklamada, “İsrail'in yerleşim faaliyetleri uluslararası hukukun açık ihlalidir ve iki devletli çözümün uygulanabilirliğini baltalamaktadır” ifadelerini kullandı. AB Dış İlişkiler Sorumlusu Josep Borrell ise, “Bu karar, bölgede barış çabalarına darbe vurmakta ve tansiyonu yükseltmektedir” dedi. Filistin Yönetimi, kararı “savaş ilanı” olarak nitelendirirken, Hamas ise “intifada çağrısı” yaptı.
Bölgedeki son durum
Doğu Kudüs, 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan bu yana İsrail işgali altında. Uluslararası toplum, İsrail'in burada kurduğu yerleşim birimlerini yasa dışı kabul ediyor. Ancak İsrail, Kudüs'ün “bölünmez başkenti” olduğunu savunarak bu tür adımları atmaya devam ediyor. Son yıllarda, özellikle Trump yönetiminin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasının ardından, yerleşim faaliyetleri hız kazanmıştı. Biden yönetimi ise yerleşimleri eleştirse de somut bir yaptırım uygulamadı.
Değerlendirme
İsrail'in bu son hamlesi, Filistinlilerin toprak bütünlüğünü ve gelecekteki devlet umutlarını daha da karmaşık hale getiriyor. Yerleşimler, Batı Şeria'nın sürekliliğini bozarak Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltmakta ve ekonomik kalkınmalarının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Uluslararası toplumun bu konuda daha etkili adımlar atmaması, İsrail'in yerleşim politikalarını sürdürmesine cesaret vermektedir. Barış sürecinin yeniden canlanması için taraflar arasında güven artırıcı adımlara ihtiyaç duyulurken, bu tür kararlar tam tersi bir etki yaratmakta ve bölgedeki gerginliği tırmandırmaktadır.