İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, Bloomberg HT’nin sorularını yanıtlayarak Türk sanayicisinin karşı karşıya olduğu ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçıvan, “Ne telaşa kapılmalıyız ne de aşırı iyimserliğe girmeliyiz” diyerek ihtiyatlı bir iyimserlik çağrısı yaptı. İSO Başkanı, en kötü dönemin henüz geride kalmadığını belirterek, önümüzdeki aylarda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Sanayicinin karşı karşıya olduğu zorluklar
Erdal Bahçıvan, sanayi sektöründeki mevcut durumu değerlendirirken yüksek enflasyon, maliyet baskıları ve küresel talep daralmasının öne çıktığını ifade etti. “Özellikle ihracatçı firmalarımız, rekabetçiliklerini korumakta zorlanıyor” diyen Bahçıvan, bu durumun üretim kapasitesi ve istihdam üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Ayrıca krediye erişimdeki zorlukların da işletmeler için önemli bir darboğaz oluşturduğunu sözlerine ekledi. Bahçıvan, “Enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların etkisini görmek için biraz daha zamana ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.
Geleceğe yönelik beklentiler
İSO Başkanı, önümüzdeki döneme ilişkin öngörülerini paylaşırken, iki aşırı uçtan kaçınılması gerektiğini belirtti. “Bir yanda panik havası yaratmak yanlış, diğer yanda ise her şeyin yolunda olduğu yanılsamasına kapılmak doğru değil” diye konuşan Bahçıvan, reel sektörün somut verilere dayanarak hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Bahçıvan, “Enflasyonun düşmesi ile birlikte faiz indirimlerinin de gündeme gelmesi, yatırım ortamını olumlu etkileyebilir” dedi. Bununla birlikte, küresel ticaretteki yavaşlama ve jeopolitik risklerin belirsizlikleri artırdığını ifade etti.
Erdal Bahçıvan’ın açıklamaları, iş dünyasında ‘bekle-gör’ stratejisinin ağır bastığı bir dönemde geldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz politikaları ve enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sanayici tarafından yakından takip ediliyor. Geçtiğimiz hafta açıklanan enflasyon verilerine göre yıllık enflasyon oranı hala çift haneli seviyelerde seyrediyor. Bu durum, özellikle KOBİ’lerin ve ihracatçıların maliyet yapısını olumsuz etkiliyor. Sanayi üretim endeksinde son aylarda görülen yavaşlama da ekonomideki durgunluğa işaret ediyor.
Bağımsız değerlendirme
Sanayi sektörü, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olma özelliğini korusa da, karşılaştığı yapısal sorunlar ve makroekonomik istikrarsızlık geleceğe dair soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Bahçıvan’ın çağrısı, bu belirsizlik ortamında bir denge noktası olarak değerlendirilebilir. Ancak sanayicilerin rekabet gücünü artırması için yapısal reformların hızlandırılması, krediye erişim kanallarının açılması ve ihracat pazarlarında çeşitlendirme çabalarının artırılması kritik önemde.