İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD'nin son dönemde gerçekleştirdiği askeri saldırılar ve yeniden uygulamaya koymaya çalıştığı deniz ablukası nedeniyle İslamabad Mutabakatı'nın fiilen ortadan kalktığını duyurdu. Açıklama, Tahran'ın ABD'ye yönelik sert tepkisini yansıtırken, İran ordusunun Ürdün'de ABD askerlerinin bulunduğu bir üsse düzenlediği saldırı da gerilimi tırmandırdı. Bölgedeki dengeleri sarsan bu gelişmeler, uluslararası toplumda endişeyle karşılandı.
Mutabakatın çöküşü ve tarafların tutumu
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı yaptığı yazılı açıklamada, "ABD'nin İslamabad Mutabakatı'nın ruhuna aykırı eylemleri, özellikle son saldırılar ve abluka girişimi, anlaşmayı geçersiz kılmıştır. Artık bu mutabakatın bağlayıcılığı kalmamıştır" ifadelerini kullandı. İslamabad Mutabakatı, 2015 yılında İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmanın devamı niteliğinde olup, bölgesel güvenlik ve ekonomik işbirliğini öngörüyordu. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, mutabakatı zaten zora sokmuştu. Son gelişmeler ise anlaşmanın tamamen rafa kalkmasına yol açtı. İran yönetimi, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını tehdit olarak görmeye devam ediyor ve her türlü müdahaleye karşı koyacağını vurguluyor.
Ürdün'deki üsse saldırı ve bölgesel yansımaları
İran ordusu, dün gece saatlerinde Ürdün'ün kuzeyinde ABD askerlerine ev sahipliği yapan bir askeri üsse drone ve roket saldırısı düzenledi. Saldırıda can kaybı yaşanmadığı ancak bazı askerlerin yaralandığı bildirildi. İranlı yetkililer, bu saldırının ABD'nin İslamabad Mutabakatı'nı ihlal eden eylemlerine bir cevap olduğunu belirtti. Ürdün yönetimi ise saldırıyı şiddetle kınayarak, egemenliğine yönelik bir ihlal olarak nitelendirdi. ABD Savunma Bakanlığı, olayla ilgili inceleme başlatıldığını ve gerekli yanıtın verileceğini duyurdu. Bölge uzmanları, bu olayın ABD-İran gerilimini yeni bir boyuta taşıyabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Basra Körfezi'nde artan deniz trafiği ve askeri hareketlilik, taraflar arasında sıcak bir çatışma riskini artırıyor. İran'ın bu hamlesi, diğer bölge ülkeleri tarafından da endişeyle izlenirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaptı. İslamabad Mutabakatı'nın çöküşü, aynı zamanda Türkiye gibi bölgesel aktörlerin arabuluculuk çabalarını da etkileyebilir. Ankara, daha önce her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutarak krizin yatıştırılmasına katkı sağlamıştı. Ancak mevcut durumda gerilimin daha da tırmanma potansiyeli bulunuyor.
Sonuç olarak, İslamabad Mutabakatı'nın sona ermesi ve Ürdün'deki üsse yapılan saldırı, ABD-İran ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası yaratmıştır. Önümüzdeki günlerde tarafların atacağı adımlar, yalnızca ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu'nun güvenlik mimarisini şekillendirecektir. Bu bağlamda, uluslararası toplumun diyaloğu teşvik edici bir rol üstlenmesi, olası bir sıcak çatışmanın önlenmesi için kritik önem taşımaktadır.