ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelere yanaşmaması durumunda, ülkenin tüm enerji santralleri ve köprüleri dahil kritik altyapısının yok edileceğini söyledi. Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, 'İran masaya oturmazsa, enerji santrallerini ve tüm köprülerini yıkacağız' ifadelerini kullandı. Bu tehdit, ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden nükleer gerilimde yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Tahran'dan henüz resmi yanıt gelmedi
Trump'ın bu çıkışı, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) son raporunda İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini ihlal ettiğini belirttiği bir döneme denk geldi. Beyaz Saray yetkilileri, askeri seçeneklerin masada olduğunu ancak diplomasiye öncelik verdiğini vurgularken, Trump'ın sözleri sertlik yanlısı kanadın ağır bastığını gösteriyor. İran yönetiminden konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı, ancak Tahran'ın geçmişte benzer tehditlere 'kararlılıkla karşılık verileceği' yanıtını verdiği biliniyor.
Enerji ve ulaşım altyapısı hedefte
Trump'ın 'enerji santralleri ve köprüler' vurgusu, İran'ın ekonomik ve askeri açıdan hayati öneme sahip tesislerini hedef alabileceğini ortaya koyuyor. İran, enerji üretiminde büyük ölçüde doğal gaz ve petrole bağımlı; ülkedeki birçok elektrik santrali, özellikle de nükleer tesisler, hassas noktalar arasında yer alıyor. Ayrıca, ulaşım ağının bel kemiğini oluşturan köprülerin yıkılması, askeri lojistiği felç edebilir. Uzmanlar, bu tür bir saldırının bölgesel savaşı tetikleyebileceği ve küresel enerji piyasalarında büyük dalgalanmalara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Bu tehdit, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının bir parçası olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran'a ağır yaptırımlar uygulamış, ancak Tahran'ın müzakere masasına oturmayı reddetmesi üzerine gerilim tırmanmıştı. Şimdi ise Trump, daha önce benzeri görülmemiş bir tehditle İran'ı köşeye sıkıştırmayı hedefliyor.
Bölgedeki gelişmeleri yakından izleyen uluslararası toplum, bu açıklamanın ardından tansiyonun daha da yükseleceğini öngörüyor. Suudi Arabistan ve İsrail gibi ABD müttefikleri, Trump'ın söylemini desteklerken, Rusya ve Çin ise itidal çağrısı yapıyor. Birleşmiş Milletler, tarafları diyaloga davet ederken, Avrupa Birliği ise arabuluculuk girişimlerini hızlandırmış durumda.
Trump'ın bu tehdidi, aynı zamanda 2024 başkanlık seçimleri öncesinde güçlü bir dış politika mesajı olarak da değerlendiriliyor. Seçim kampanyasında 'Amerika'yı yeniden büyük yapma' söylemini kullanan Trump, İran karşısında sert durarak seçmen tabanını konsolide etmeyi amaçlıyor. Ancak askeri seçeneğin maliyeti ve riskleri, bu hamlenin sadece bir blöf mü yoksa gerçek bir operasyon planı mı olduğu sorusunu akıllara getiriyor. Önümüzdeki günlerde Tahran'dan gelecek yanıt, krizin seyrini belirleyecek.