Tahran yönetimi, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerle ilgili sert bir açıklama yaptı. İran Donanması Sözcüsü, boğazdan geçecek tüm gemilerin önceden İran donanmasından izin alması gerektiğini, aksi takdirde müdahale eden askeri gemilerin vurulacağını duyurdu. Bu açıklama, ABD ile devam eden nükleer müzakerelerin tırmandığı bir dönemde geldi.
Hürmüz Boğazı neden kritik?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği dar bir su yoludur. İran, Körfez’e kıyısı olan ülkeler arasında boğazın en geniş kontrol noktasına sahip ülkelerden biri. Uzmanlar, Tahran’ın bu hamlesini jeopolitik bir pazarlık olarak yorumluyor. İran daha önce de benzer tehditlerde bulunmuş, ancak uluslararası toplumun tepkisiyle geri adım atmıştı. Bu kez, ABD’nin Körfez’deki askeri varlığına ve yaptırım baskısına karşı bir koz olarak değerlendiriliyor.
Tahran'ın resti ve uluslararası yankılar
İran Dışişleri Bakanlığı, açıklamanın egemenlik hakları çerçevesinde yapıldığını savunurken, ABD ve müttefikleri tepki gösterdi. Pentagon sözcüsü, "Hürmüz Boğazı uluslararası sulardır ve serbest geçiş hakkı uluslararası hukukla güvence altına alınmıştır" ifadelerini kullandı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de endişelerini dile getirirken, İran’ın bu adımı bölgedeki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı. Petrol fiyatlarında geçici bir artış gözlenirken, piyasalar olası bir kapatmanın etkisini hesaplamaya çalışıyor.
İran, son yıllarda nükleer programı ve balistik füze denemeleri nedeniyle ağır yaptırımlar altında. Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme girişimi, müzakere masasında elini güçlendirmeye yönelik bir strateji olarak görülüyor. Ancak daha önce 2019’da benzer bir olayda, İran’ın bir İngiliz tankerine el koyması büyük bir krize yol açmıştı. Uluslararası Denizcilik Örgütü, seyrüsefer güvenliğine dair bir uyarı yayınlarken, ticari gemilere bölgede temkinli olmaları tavsiyesinde bulundu.
Öte yandan, Rusya ve Çin’in İran’a verdiği diplomatik destek, Tahran’ı daha cesur hareket etmeye itiyor. İran, boğazın askerileşmesine karşı olduğunu ancak kendi güvenliğini sağlamak zorunda olduğunu vurguluyor. Bölgede son olarak USS Nimitz uçak gemisinin varlığı, İran’ın tehdidini gerçekçi kılıyor. Analistler, bir sıcak çatışma ihtimalinin düşük olduğunu, ancak her iki tarafın da sınırları zorladığını belirtiyor.
İran’ın bu hamlesi, bir yandan da iç siyasetteki zorlukları perdeleme amacı taşıyor. Ekonomik kriz ve protestolarla boğuşan rejim, dışarıda bir düşman yaratarak dikkatleri dağıtmaya çalışıyor. Bağımsız değerlendirmelere göre, Tahran’ın bu resti büyük bir risk taşıyor; çünkü uluslararası deniz ticaretinin bu hayati noktasını tehdit etmek, sadece ABD’yi değil, aynı zamanda Çin ve Hindistan gibi enerji ithalatçılarını da karşısına alabilir. Kısa vadede tansiyon yüksek kalsa da, akılcı bir gerilim yönetimi muhtemel gözüküyor.