Aylar süren gerilimin ardından İran ve ABD arasında varılan anlaşma, uluslararası toplumda memnuniyetle karşılanırken, anlaşmanın baş aktörleri ABD, İsrail ve İran'da iç kamuoyunda ciddi tepkilere yol açtı. Üç ülkede de siyasi liderler anlaşmanın içeriği nedeniyle eleştiri oklarının hedefi haline geldi.
Anlaşma metni ve tarafların pozisyonu
Uzun müzakereler sonucu ortaya çıkan anlaşma, İran'ın nükleer programını sınırlandırması ve uluslararası denetime açması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları kaldırmasını öngörüyor. Ancak anlaşma metnindeki bazı maddeler, özellikle balistik füze programı ve bölgesel nüfuz konularında tarafların beklentilerini tam olarak karşılamadı.
ABD Başkanı, anlaşmayı 'tarihi bir adım' olarak nitelendirirken, İran Cumhurbaşkanı 'ekonomik baskıların sona ermesi' açısından olumlu olduğunu belirtti. İsrail Başbakanı ise anlaşmayı 'tehlikeli bir uzlaşı' olarak değerlendirdi.
ABD'de muhalefet ve kamuoyu tepkisi
ABD'de Cumhuriyetçi Parti, anlaşmayı 'ulusal güvenliğe tehdit' olarak görürken, eski Başkan Yardımcısı yaptığı açıklamada 'Tarihin en kötü anlaşması' ifadesini kullandı. Yapılan anketler, Amerikan halkının yüzde 51'inin anlaşmaya karşı olduğunu gösteriyor.
- Yahudi lobi örgütleri anlaşmanın İsrail'in güvenliğini zayıflattığını savunuyor.
- Silah sanayii şirketleri, anlaşmanın bölgedeki gerilimi azaltacağı gerekçesiyle satışlarının düşeceğinden endişeli.
- Sivil toplum kuruluşları ise anlaşmanın İran'daki insan hakları ihlallerine göz yumduğunu iddia ediyor.
İsrail'de hükümete sert eleştiriler
İsrail'de Başbakan, anlaşmayı 'varoluşsal bir tehlike' olarak tanımlasa da muhalefet partileri onu 'başarısız diplomasi' ile suçluyor. Eski istihbarat yetkilileri, anlaşmanın İran'ı nükleer eşiğin hemen altında tutarak daha tehlikeli hale getirdiğini savunuyor. Başkent Tel Aviv'de düzenlenen protestolara binlerce kişi katıldı.
İran'da iç cephede çatlak
İran'da ise muhafazakâr kanat anlaşmayı 'Batı'ya teslimiyet' olarak yorumlarken, reformistler 'yeterli kazanım sağlanamadı' eleştirisi yapıyor. Devrim Muhafızları'na yakın kaynaklar, anlaşmanın askeri kabiliyetleri sınırlandırdığı gerekçesiyle rahatsız. Ülke genelinde görülen düşük yoğunluklu protestolar, ekonomik beklentilerin karşılanmamasından kaynaklanıyor.
Uzmanlar, anlaşmanın uygulanmasının önümüzdeki aylarda daha da karmaşık hale gelebileceğini belirtiyor. Özellikle İran'ın bölgesel politikaları ve İsrail'in olası askeri müdahale seçeneği, anlaşmanın sürdürülebilirliği açısından risk oluşturuyor.
Sonuç olarak, İran-ABD anlaşması küresel düzeyde rahatlama yaratırken, başat aktörlerin iç siyasetinde ciddi bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı, tarafların iç dinamiklerini yönetme becerisine bağlı görünüyor.