Manş Denizi'nde 24 Ocak 2024 sabahı, Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı bir savaş gemisi, İngiliz bayraklı bir sivil yata uyarı ateşi açtı. Rus yetkililere göre, yat savaş gemisiyle çarpışma rotasında ilerliyor ve telsiz çağrılarına yanıt vermiyordu. Olayda herhangi bir yaralanma yaşanmazken, yatın yolculuğuna devam ettiği bildirildi. İngiltere Dışişleri Bakanlığı olayı yakından takip ettiğini duyurdu.
Olayın perde arkası
Rusya'nın Karadeniz Filosu'na ait olduğu belirtilen savaş gemisi, Manş Denizi'nde rutin bir geçiş yaparken, İngiliz bayraklı 'Sea Explorer' adlı yatın doğrudan rotasına girdiğini iddia etti. Rus Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'Gemi, uluslararası sularda seyrederken, sivil bir teknenin güvenliği tehlikeye atan manevralar yaptığı tespit edilmiştir. Uyarı ateşi, çarpışmayı önlemek amacıyla atılmıştır' denildi. İngiliz yetkililer ise olayın 'provokatif' olduğunu savundu.
Yatın mürettebatı, olay sırasında panik yaşadıklarını ancak geminin uyarı ateşi sonrası rotalarını değiştirdiğini belirtti. İngiltere Ulaştırma Bakanlığı, yatın kaptanının ifadesine başvurulduğunu ve soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Uluslararası hukuk ve diplomatik gerilim
Manş Denizi, uluslararası sular olarak kabul edilse de, Birleşik Krallık ve Fransa arasında deniz yetki alanları konusunda hassas bir bölgedir. Uyarı ateşi, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) göre ancak 'açık ve yakın bir tehlike' durumunda meşru sayılabilir. Rusya'nın bu hamlesi, NATO ülkeleri tarafından endişeyle karşılandı.
İngiltere Başbakanı, olayı 'kabul edilemez' olarak nitelendirirken, Rusya Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. NATO Sözcüsü, 'İttifak, üye devletlerin egemenlik haklarını korumak için tetiktedir' açıklamasında bulundu. Uzmanlar, bu tür olayların iki ülke arasında yeni bir kriz dalgası yaratabileceği konusunda uyarıyor.
Öte yandan, Rusya'nın Karadeniz'deki askeri faaliyetleri ve Ukrayna savaşı bağlamında Batı ile ilişkileri gergin bir dönemden geçiyor. Manş Denizi'ndeki bu olay, Rus savaş gemilerinin NATO sularındaki varlığının arttığı bir döneme denk geldi. Deniz güvenliği analistleri, benzer vakaların önlenmesi için taraflar arasında iletişim kanallarının açık tutulması gerektiğini vurguluyor.