İran ile ABD arasında yürütülen müzakerelerde kritik bir eşiğe gelindi. Tahran yönetimi, dondurulmuş fonlarından 12 milyar doların serbest bırakılacağını resmen duyururken, taraflar arasındaki savaşı resmen bitirecek anlaşmada ilerleme kaydedildiği sinyali verildi. Ekonomik yaptırımlar altındaki İran için bu fon akışı, mali dengeler açısından dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Fon serbest bırakma mekanizması nasıl işleyecek?
İranlı yetkililerin açıklamalarına göre söz konusu 12 milyar dolar, Güney Kore bankalarında bloke edilen petrol gelirlerinden oluşuyor. ABD ile varılan mutabakat çerçevesinde bu fonlar, insani yardım ve gıda ithalatı gibi sivil amaçlarla kullanılmak üzere Katar aracılığıyla İran'a aktarılacak. Sürecin teknik detayları üzerinde çalışan ortak komiteler, para transferinin her aşamasını denetleyecek. Uzmanlar, bu adımın diplomatik görüşmelerde karşılıklı güven inşasına katkı sağlayacağını belirtiyor.
Savaşı bitirme iradesi ve ekonomik boyutu
Haziran ayında başlayan dolaylı müzakerelerde bugüne kadar uranyum zenginleştirme, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve bölgesel güvenlik garantileri gibi başlıklar ele alındı. Tarafların son haftalarda ortak bildiri taslağı üzerinde uzlaşı sağladığı ve savaş halinin resmen sona erdirilmesine yönelik maddeleri netleştirdiği öğrenildi. Anlaşmanın ekonomik ayağında ise İran'ın dondurulmuş varlıklarının yaklaşık 80 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor; bu rakamın büyük kısmının yıllar içinde insani ticaret ve enerji yatırımlarına yönlendirilmesi planlanıyor.
ABD'li yetkililer, serbest bırakılacak fonların terörün finansmanı veya askeri programlarda kullanılmayacağına dair İran'dan yazılı taahhüt aldıklarını kaydetti. Bu kapsamda Katar merkezli bir denetim mekanizması oluşturuldu. Öte yandan İran Merkez Bankası, söz konusu 12 milyar doların döviz rezervlerini güçlendireceğini ve enflasyonla mücadeleye katkı sağlayacağını duyurdu.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran-ABD yakınlaşması, başta Basra Körfezi ülkeleri ve İsrail olmak üzere bölge aktörleri tarafından dikkatle izleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tansiyonun düşmesini memnuniyetle karşılarken, İsrail ise olası nükleer anlaşmanın güvenliklerini tehdit edebileceği endişesiyle temkinli bir duruş sergiliyor. Avrupa Birliği, arabulucu rolünü sürdürürken, sürecin BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla uyumlu olduğunu vurguluyor. Küresel petrol piyasaları ise anlaşma ihtimaline olumlu tepki verdi; Brent petrol fiyatları son haftalarda %3'ün üzerinde geriledi.
Türkiye, enerji tedarik güvenliği ve komşusu İran'la ticari ilişkileri açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara'nın, yaptırımların hafiflemesi durumunda İran ile doğal gaz anlaşmalarını genişletmeyi değerlendirdiği belirtiliyor. Uzmanlara göre, bu adım hem bölgesel istikrar hem de küresel enerji arzı için kritik bir döneme işaret ediyor.