İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, başkent Tahran'da Meclis'te yaptığı konuşmada, Hürmüz Boğazı'nın açılmasının İslamabad Mutabakatı'nda belirtilen yedi şartın yerine getirilmesine bağlı olduğunu söyledi. Galibaf, "İran'ın tutumu tamamen açık ve kesindir: İslamabad Mutabakatı temelinde yedi şartımız yerine getirilmediği sürece Hürmüz Boğazı açılmayacaktır" dedi. Bu açıklama, dünyanın en kritik petrol geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimi yeniden yükseltti.
Hürmüz Boğazı Neden Bu Kadar Önemli?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ni birbirine bağlayan ve küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği dar bir su yoludur. Günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol ve petrol ürünü buradan taşınmaktadır. Boğazın kapanması veya kısıtlanması, enerji fiyatlarında ani sıçramalara ve küresel ekonomik dalgalanmalara yol açabilir. İran'ın bu tehdidi, özellikle ABD yaptırımları sonrası zaten baskı altında olan İran ekonomisi için bir koz olarak kullanılıyor.
Galibaf'ın açıklaması, İslamabad Mutabakatı olarak bilinen ve İran ile uluslararası toplum arasında yapılan anlaşmanın şartlarını hatırlattı. Mutabakat, İran'ın nükleer programının sınırlandırılması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla mutabakat fiilen askıya alınmıştı. İran, şimdi bu yedi şartın yerine getirilmesini talep ediyor.
Yedi Şart Neleri Kapsıyor?
İran'ın öne sürdüğü yedi şartın detayları net olarak açıklanmasa da, bunların büyük ölçüde yaptırımların tamamen kaldırılması, İran'a uygulanan silah ambargosunun sona ermesi, ülkenin petrol ihracatının önündeki engellerin kaldırılması, bankacılık sistemine erişimin yeniden sağlanması, dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması, İranlı yetkililere yönelik seyahat yasaklarının kaldırılması ve nükleer anlaşmadan doğan haklarının tanınması gibi konuları içerdiği düşünülüyor. Galibaf, bu şartlar yerine getirilmedikçe Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağını vurguladı.
Uzmanlar, İran'ın bu çıkışını müzakere masasında elini güçlendirmek için kullandığını belirtiyor. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, İran için de ekonomik olarak yıkıcı olur; çünkü İran'ın kendi petrol ihracatı da bu boğazdan yapılıyor. Bu nedenle tehdidin tamamen uygulanması düşük bir olasılık olarak görülse de, söylem düzeyinde bile petrol piyasalarını tedirgin etmeye yetiyor.
Küresel Piyasalar ve Bölgesel Dengeler
Açıklamanın ardından uluslararası petrol fiyatlarında dalgalanma yaşandı. Brent petrolü, açıklamanın hemen sonrasında yüzde 2'nin üzerinde değer kazandı. Analistler, İran'ın bu tür açıklamalarının kısa vadeli fiyat hareketlerine yol açtığını ancak uzun vadeli etkinin uygulamaya bağlı olduğunu söylüyor. Öte yandan ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkilinin, "İran'ın bu tür tehditleri kabul edilemez" dediği öne sürüldü.
Bölgesel aktörler de durumu yakından takip ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Hürmüz Boğazı'na bağımlı petrol ihracatçıları olarak olası bir krizden en çok etkilenecek ülkeler arasında. Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları da alternatif rotalar arayışını hızlandırabilir. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin yalnızca bir blöf olmadığını, aynı zamanda İslamabad Mutabakatı'nın canlandırılması için bir baskı aracı olduğunu değerlendiriyor.
Diplomasi Trafiği ve Gelecek Senaryolar
İran'ın bu çıkışı, İslamabad Mutabakatı'nın yeniden müzakere edilmesi çağrılarını güçlendirebilir. Avrupa ülkeleri, anlaşmanın canlandırılması için arabuluculuk çabalarını artırabilir. Ancak ABD'nin İran'a yönelik sert tutumu ve İsrail'in bölgedeki etkisi, süreci zorlaştırıyor. İran'ın yedi şartı arasında yer alan ve özellikle nükleer programla ilgili maddeler, Batı'nın kırmızı çizgileriyle çakışıyor. Bu nedenle kısa vadede bir uzlaşı zor görünüyor.
Hürmüz Boğazı'nın statüsü, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir denge unsuru. İran'ın bu tehdidi, bölgede tansiyonu yükseltirken, küresel enerji güvenliği açısından da risk oluşturuyor. Önümüzdeki günlerde diplomatik kanalların hareketlenmesi bekleniyor. İran'ın talepleri karşılanmazsa, boğazda fiili bir kısıtlama olmasa bile söylem düzeyinde gerilim sürecek gibi görünüyor.
Sonuç olarak, İran Meclis Başkanı Galibaf'ın açıklaması, İslamabad Mutabakatı'nın yeniden gündeme gelmesi için bir çağrı niteliğinde. Ancak yedi şartın karşılanması, uluslararası toplumun ortak iradesini gerektiriyor. Hürmüz Boğazı'nın açılıp açılmayacağı, önümüzdeki dönemde yapılacak müzakerelerin seyrine bağlı. Petrol piyasaları ve küresel ekonomi, bu süreci dikkatle izliyor.