İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davasında mahkemenin verdiği ara kararla tutukluluğunun devamına karar verilmesinin ardından açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, iddia makamının dosyada dayanak gösterdiği beyanların duruşmada çeliştiğini savunarak, "Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle örülmüş bir senaryo kaldı" dedi. İstanbul Adliyesi'nde görülen duruşmada, aralarında İmamoğlu'nun da bulunduğu 59 kişinin tutukluluğunun devamına hükmedildi.
Duruşmada Çelişkili Beyanlar
İmamoğlu, duruşma sonrası adliye çıkışında yaptığı açıklamada, iddia makamının dosyaya sunduğu beyanların tanık ifadeleriyle uyuşmadığını öne sürdü. "Bugün burada, iddianamenin temelini oluşturan beyanların nasıl çeliştiğini bir kez daha gördük. Ne yazık ki tutukluluk kararı, delillerin değil, siyasi hesapların bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. İmamoğlu, dosyada yer alan bazı tanık beyanlarının duruşma sırasında geri çekildiğini veya değiştirildiğini iddia etti.
Mahkeme heyeti, savcılığın talebi doğrultusunda tutukluluk halinin devamına karar verirken, dosyadaki delil durumunu ve kaçma şüphesini gerekçe gösterdi. Ancak İmamoğlu'nun avukatları, müvekkillerinin tutukluluğunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak karara itiraz edeceklerini açıkladı. Avukatlar, "İddia makamının dayandığı tek somut delil, çürük tanık beyanlarıdır. Bu beyanların duruşmada çelişmesi, tutukluluğun keyfi olduğunu gösteriyor" dedi.
İmamoğlu: 'Senaryo Delillerle Değil, Kurguyla Yazılmış'
Ekrem İmamoğlu, açıklamasının devamında, kendisine yönelik suçlamaların siyasi olduğunu vurguladı. "Ben İstanbul'a hizmet etmek için seçildim. Ancak iktidar, sandıkta kaybettiği İstanbul'u yargı yoluyla geri almaya çalışıyor" diyen İmamoğlu, "Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle örülmüş bir senaryo kaldı. Bu senaryonun tek amacı, milletin iradesini gasp etmektir" şeklinde konuştu. İmamoğlu, tutukluluk kararının ardından kendisini destekleyen vatandaşlara seslenerek, "Bu süreçte en büyük gücümüz milletin sağduyusudur. Asla umutsuzluğa kapılmayacağız" dedi.
İBB davası, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk iddialarını içeriyor. İddianamede, ihalelere fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma ve örgütlü suç işleme gibi suçlamalar yer alıyor. İmamoğlu ve 58 kişi hakkında açılan davada, savcılık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediyor. Dava süreci, hem Türkiye hem de uluslararası kamuoyunda yakından takip ediliyor.
Davanın Arka Planı ve Siyasi Yansımaları
İBB davası, 2019 yılında Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinin ardından başlatılan soruşturmaların bir devamı niteliğinde. İddianame, belediyedeki bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı iddialarına dayanıyor. Ancak muhalefet, davanın siyasi bir operasyon olduğunu ve İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olmasını engellemeyi amaçladığını savunuyor. İktidar kanadı ise yargının bağımsız olduğunu ve dosyanın siyasallaştırılmaması gerektiğini belirtiyor.
Duruşma, İstanbul Adliyesi'nde geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleşti. Adliye çevresinde toplanan İmamoğlu destekçileri, tutukluluk kararına tepki gösterdi. Bazı sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri, kararı "hukuk dışı" olarak nitelendirdi. Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları örgütleri de dava sürecini yakından izlediklerini açıkladı.
Tutukluluk Kararına Tepkiler
İmamoğlu'nun tutukluluğunun devamı kararı, siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırdı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kararı "demokrasiye darbe" olarak değerlendirerek, "Bu karar, milletin iradesine vurulmuş bir kez daha zincirdir. İmamoğlu, halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanıdır ve derhal serbest bırakılmalıdır" dedi. Diğer muhalefet partileri de benzer açıklamalarla kararı eleştirdi. İktidar partisi sözcüleri ise yargı kararlarına saygı duyulması gerektiğini belirterek, "Dava siyasi değil, hukuki bir süreçtir. Kimse yargının üstünde değildir" açıklamasını yaptı.
İmamoğlu'nun avukatları, tutukluluk kararına itiraz dilekçesini önümüzdeki günlerde sunacak. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılması da gündemde. Dava süreci, önümüzdeki duruşmalarla devam edecek ve İmamoğlu'nun siyasi kariyeri açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor.
Sonuç olarak, İBB davası etrafındaki tartışmalar, Türkiye'de yargı ve siyaset ilişkisini bir kez daha gündeme getirdi. İmamoğlu'nun açıklamaları, davanın seyrini ve kamuoyu algısını etkileyecek nitelikte. Gözler, önümüzdeki duruşmalarda ortaya çıkacak yeni delil ve beyanlara çevrilmiş durumda. Bu dava, sadece İmamoğlu'nun değil, Türkiye'de hukuk devleti ilkesinin de sınavı olarak değerlendiriliyor.