TBMM'de milletvekillerinin en önemli denetim araçlarından biri olan yazılı soru önergelerine iktidarın yanıt verme oranı, yasama yılının henüz başında rekor düşük seviyeye ulaştı. Milletvekilleri tarafından verilen 13 bin 950 soru önergesine yanıt verilmediği belirlendi. Bu sayı, Meclis'in denetim işlevinin fiilen askıya alındığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Denetimde Büyük Tıkanıklık
Yazılı soru önergesi, milletvekillerinin hükümetin icraatları hakkında bilgi almak için kullandığı anayasal bir hak. Ancak iktidarın bu başvurulara kayıtsız kalması, muhalefetin sıkça dile getirdiği bir sorun haline geldi. 13 bin 950 önergeye yanıt verilmemesi, sadece bir sayısal veri değil; aynı zamanda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin zedelendiğinin göstergesi.
Muhalefet partileri, soru önergelerinin cevaplanmamasını "sistematik bir duyarsızlık" olarak nitelendiriyor. Özellikle ekonomik kriz, deprem bölgesindeki durum, atanmış rektörler, kamu ihaleleri ve güvenlik politikaları gibi kritik konularda verilen önergelerin yanıtsız kalması, halkın bilgi edinme hakkının da ihlali anlamına geliyor.
Anayasal Dayanak ve İçtüzük
Anayasa'nın 98. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bilgi edinme ve denetim yollarını düzenliyor. Yazılı soru, önergenin verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde cevaplandırılması gereken bir mekanizma. Ancak uygulamada bu süreye nadiren uyuluyor. Meclis İçtüzüğü'ne göre, soru önergeleri cevaplandırılmadığında milletvekilleri konuyu Meclis Başkanlığı'na taşıyabiliyor, fakat bu başvurular da çoğu zaman sonuçsuz kalıyor.
TBMM kayıtlarına göre, son yasama döneminde verilen soru önergelerinin önemli bir kısmı ne cevaplandı ne de gerekçeli bir ret ile iade edildi. Bu durum, denetim mekanizmasının işlevsizleştiği eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Muhalefetten Tepkiler
Muhalefet milletvekilleri, soru önergelerinin cevaplanmamasını "iktidarın kendini denetimden muaf görmesi" olarak yorumluyor. CHP, İYİ Parti, DEM Parti ve diğer muhalefet partileri, zaman zaman ortak açıklamalarla konuyu gündeme taşıyor. Milletvekilleri, yanıtlanmayan her önergenin aynı zamanda bir yurttaşın sorusunun yanıtsız kalması anlamına geldiğini vurguluyor.
Örneğin, depremzedelerin barınma sorunu, kamu bankalarının kredi politikaları, tarımsal desteklemeler, mülteci politikaları ve emekli maaşlarına ilişkin onlarca önerge aylardır yanıt bekliyor. Bu durum, vatandaşların doğrudan etkilendiği konularda bile Meclis'in bilgi edinme kanallarının tıkandığını gösteriyor.
Meclis Başkanlığı'nın Rolü
Meclis Başkanlığı, soru önergelerinin ilgili bakanlıklara iletilmesinden sorumlu. Ancak bakanlıkların yanıt vermemesi durumunda yaptırım uygulama yetkisi sınırlı. İçtüzük'te öngörülen yaptırımlar arasında, cevaplanmayan önergelerin Meclis gündemine taşınması ve görüşülmesi yer alıyor; fakat pratikte bu yol nadiren işletiliyor.
Meclis Başkanlığı'nın, soru önergelerinin akıbetini düzenli olarak kamuoyuyla paylaşmaması da şeffaflık eksikliği olarak eleştiriliyor. Bağımsız gözlemciler, yanıtlanmayan önergelerin sayısının her geçen gün arttığını ve bunun Meclis'in itibarını zedelediğini belirtiyor.
Kamuoyu ve Sivil Toplum Tepkisi
Sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri, soru önergelerinin cevaplanmamasını demokratik denetim krizi olarak değerlendiriyor. Şeffaflık Derneği gibi kuruluşlar, düzenli raporlarla yanıtsız önergelerin istatistiğini tutuyor ve kamuoyunu bilgilendiriyor. Bu raporlara göre, son beş yılda yanıtsız kalan önerge sayısı istikrarlı biçimde artış gösterdi.
Vatandaşlar da sosyal medya üzerinden milletvekillerine destek vererek, sorularının yanıtlanmasını talep ediyor. Ancak kamuoyu baskısı, iktidarın tutumunu değiştirmeye yetmiyor.
Bağlam: Denetim Neden Önemli?
Yasama organının yürütmeyi denetlemesi, demokratik rejimlerin temel taşı. Soru önergeleri, bu denetimin en hafif ama en yaygın aracı. Cevaplanmayan her önerge, yürütmenin hesap verme yükümlülüğünden kaçması anlamına geliyor. Bu durum, sadece muhalefetin değil, tüm toplumun bilgi edinme hakkını zedeliyor. İktidarın yanıt verme konusundaki isteksizliği, uzun vadede Meclis'in kurumsal kapasitesini ve halkın parlamentoya güvenini aşındırıyor.
13 bin 950 önergeye yanıt verilmemesi, rakamlarla ifade edildiğinde bile ciddi bir denetim açığına işaret ediyor. Yasama yılının daha ilk aylarında bu seviyeye ulaşılması, önümüzdeki dönemde sayının daha da artacağını gösteriyor. Meclis'in saygınlığını korumak isteyen tüm siyasi aktörlerin, soru önergelerine zamanında ve tatmin edici yanıt verilmesi için ortak irade göstermesi gerekiyor. Aksi halde, denetim işlevi kâğıt üzerinde kalacak ve demokrasi zincirindeki halka zayıflayacaktır.