TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi, YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, BDDK'nın Haziran 2025 ve Haziran 2026 dönemlerine ilişkin sektörel kredi verilerini karşılaştırdı. Verilere göre, tarım sektörünün kredi borcu bir yılda yüzde 38 artarken, takipteki kredilerdeki artış yüzde 226'ya ulaştı. Bu çarpıcı artış, tarım sektörünün finansal sıkıntısını gözler önüne seriyor.
Takipteki Kredilerde Olağanüstü Artış
BDDK verilerine göre, Haziran 2025'te tarım sektörünün toplam kredi borcu 150 milyar TL iken, Haziran 2026'da bu rakam 207 milyar TL'ye yükseldi. Takipteki krediler ise aynı dönemde 2 milyar TL'den 6.5 milyar TL'ye çıkarak yüzde 226'lık bir artış gösterdi. Bu artış, tarım işletmelerinin borçlarını çevirmekte zorlandığını ve sektördeki ekonomik kırılganlığın arttığını işaret ediyor.
Bakırlıoğlu: "Tarım Sektörü Desteklenmeli"
Bakırlıoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, tarım sektörünün Türkiye ekonomisi için stratejik önemine vurgu yaparak, hükümetin acilen önlem alması gerektiğini belirtti. "Tarım, gıda güvenliğimiz için vazgeçilmezdir. Ancak çiftçilerimiz artan borç yükü altında eziliyor. Takipteki kredilerdeki yüzde 226'lık artış, sektörün iflas noktasına geldiğinin göstergesidir. Çiftçiye düşük faizli kredi, hibe ve borç yapılandırması gibi destekler sağlanmalıdır" dedi.
Bakırlıoğlu ayrıca, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve pazarlama sorunlarının çözülmesi gerektiğini ifade etti. YENİ Parti olarak tarım politikalarının iyileştirilmesi için öneriler sunacaklarını söyledi.
Arka Planda: Kuraklık ve Ekonomik Kriz
Uzmanlar, tarım sektöründeki borç artışının birkaç temel nedeni olduğunu belirtiyor. İklim değişikliği kaynaklı kuraklık ve doğal afetler, rekolte kayıplarına yol açarak çiftçinin gelirini düşürdü. Aynı zamanda artan enflasyon ve döviz kurlarındaki dalgalanma, gübre, mazot, tohum gibi temel girdi maliyetlerini yükseltti. Çiftçiler, geçimlerini sağlamak için banka kredilerine daha fazla başvurmak zorunda kaldı.
Öte yandan, tarımsal destekleme ödemelerinin yetersizliği ve zamanında yapılmaması da borçlanmayı tetikleyen faktörler arasında. Hükümetin son yıllarda açıkladığı tarım destek paketleri ise çiftçinin beklentilerini karşılamaktan uzak kaldı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, tarım sektörü GSYH içindeki payı yüzde 6 civarında. Ancak sektör, istihdamın yaklaşık yüzde 15'ini oluşturuyor. Bu nedenle tarımdaki olumsuz gidişat, kırsal kalkınma ve genel ekonomi üzerinde ciddi riskler taşıyor.
Çözüm Arayışları ve Siyasi Yankıları
Muhalefet partileri, tarım sektöründeki kredi borcu ve takipteki kredilerdeki artışı hükümetin tarım politikalarının başarısızlığı olarak yorumluyor. YENİ Parti'nin yanı sıra CHP ve diğer muhalefet partileri de konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını açıkladı. İktidar kanadından ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı'nın önümüzdeki günlerde yeni bir destek paketi açıklaması bekleniyor.
Ekonomistler, tarım kredilerindeki bu hızlı artışın bankacılık sektörü için de risk oluşturduğunu belirtiyor. Takipteki kredilerin yükselmesi, bankaların tarım kredilerine olan iştahını azaltabilir ve çiftçinin finansmana erişimini daha da zorlaştırabilir. Bu durum, tarımsal üretimde daralmaya ve gıda fiyatlarında artışa yol açabilir.
Uluslararası kuruluşlar da Türkiye'deki tarım sektörünü yakından izliyor. Dünya Bankası ve FAO gibi kurumlar, iklim değişikliğine uyum ve sürdürülebilir tarım için Türkiye'ye destek çağrısı yapıyor.
Sonuç olarak, tarım sektöründeki kredi borcu ve takipteki kredilerdeki artış, sadece çiftçinin değil, tüm ekonominin sorunu. Hükümetin acil ve etkili önlemler alması, sektörün geleceği için kritik. Aksi halde, tarımsal üretimdeki daralma ve gıda güvenliği riski daha da derinleşebilir.