Iğdır’da 10 yaşında geçirdiği trafo kazasında iki kolunu kaybeden Yusuf Akgün, azim ve kararlılıkla aştığı engellerin ardından Türk savunma sanayisinin önemli projelerinde rol almaya başladı. Ağzıyla tuttuğu kalemle çizim yapmayı öğrenen ve mühendislik eğitimi alan Akgün, milli muharip uçak KAAN ile Atmaca ve Cirite gibi füzelerin üç boyutlu görsel modellerini hazırlıyor. Hikâyesi, engellerin azimle aşılabileceğinin en somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Kaza sonrası hayat mücadelesi
Yusuf Akgün, Iğdır’da henüz çocukken bir trafo kazası geçirdi. Yüksek gerilime kapılan Akgün, iki kolunu kaybetti. Uzun süren tedavi ve rehabilitasyon sürecinin ardından ailesi ve öğretmenlerinin desteğiyle eğitimine devam etti. En büyük hayali olan çizim yapmayı, ağzına aldığı kalemle öğrenerek başardı. İlkokul yıllarından itibaren yeteneğiyle dikkat çeken Akgün, resim öğretmenlerinin yönlendirmesiyle yeteneğini geliştirdi.
Savunma sanayisine uzanan yol
Liseden sonra üniversite sınavına giren Akgün, Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazandı. Eğitimi sırasında savunma sanayisine ilgi duyan Akgün, mezuniyet projesi olarak bir insansız hava aracının tasarımını yaptı. Projesini tamamlayıp askerlik görevini yerine getirdikten sonra savunma sanayisi firmalarına başvurdu. Yeteneği ve azmi fark edilen Akgün, alt yüklenici bir firmada işe başladı. Kısa sürede yerli savunma projelerine katkı sağlamaya başlayan Akgün, özellikle KAAN (Milli Muharip Uçak) ve füzelerin görsel modellerini üç boyutlu olarak hazırlıyor.
KAAN ve milli füzelere katkı
Yusuf Akgün, çalıştığı şirket bünyesinde milli muharip uçak KAAN’ın bazı görsel modelleme çalışmalarında yer aldı. Ayrıca Atmaca gemisavar füzesi ve Cirite gibi diğer milli füzelerin üç boyutlu görsel modellerini hazırladı. Modeller, hem tasarım sürecinde hem de tanıtım materyallerinde kullanılıyor. Akgün, “İmkânsız diye bir şey yok, yeter ki isteyin” sözleriyle gençlere ilham kaynağı oluyor.
Bağımsız değerlendirme
Yusuf Akgün’ün hikâyesi, sadece bireysel bir başarı değil, aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayisinde insan kaynağının ne denli çeşitlilik gösterdiğini de ortaya koyuyor. Engelli bireylerin istihdamı ve yeteneklerinin keşfedilmesi konusunda savunma sektörü örnek teşkil ediyor. Akgün’ün çalışmaları, teknolojik gelişmelerin insan hikâyeleriyle nasıl şekillendiğini ve azmin başarıyı getirdiğini bir kez daha hatırlatıyor.