HÜDA PAR milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunduğu karma eğitimi kaldırmayı öngören kanun teklifi, eğitim camiasında büyük yankı uyandırdı. Teklifin Cumhuriyet'in eğitim birikimine yönelik "ideolojik bir müdahale" olduğunu belirten TÖBSEN Genel Eğitim Sekreteri Serkan Bebek, "Karma eğitime ve zorunlu eğitim hakkına dokunmayın" diyerek tepki gösterdi. AKP listelerinden Meclis'e giren HÜDA PAR'lı vekillerin hazırladığı teklif, eğitim sisteminde köklü değişiklikler öngörüyor.
Karma eğitim teklifi ne getiriyor?
HÜDA PAR milletvekilleri tarafından hazırlanan kanun teklifi, ilkokuldan itibaren kız ve erkek öğrencilerin ayrı sınıflarda eğitim görmesini zorunlu hale getirmeyi amaçlıyor. Teklif ayrıca isteyen okulların tamamen tek cinsiyetli eğitim vermesine olanak tanıyor. Mevcut eğitim sisteminde karma eğitim esastır, ancak veli talebi doğrultusunda ayrı sınıflar oluşturulabiliyor. Yeni teklif, bu durumu tersine çevirerek ayrı eğitimi norm haline getiriyor.
Eğitimcilerden ortak açıklama
Türkiye'nin dört bir yanındaki eğitim sendikaları ve dernekleri, teklife karşı ortak bir bildiri yayımladı. TÖBSEN, Eğitim-Sen, Eğitim Bir-Sen'in bazı şubeleri ve bağımsız eğitim platformları, karma eğitimin toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. Serkan Bebek, "Karma eğitim, öğrencilerin birbirlerini tanıması, saygı duyması ve toplumsal hayata hazırlanması için vazgeçilmezdir" dedi. Bebek, teklifi "laik eğitim sistemine yönelik en ciddi tehditlerden biri" olarak nitelendirdi.
Cumhuriyet'in eğitim birikimi tehdit altında mı?
Konuyu tarihsel bağlamda değerlendiren Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Nilgün Çelebi, "1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile başlayan eğitim birliği ve karma eğitim geleneği, Cumhuriyet'in en önemli kazanımlarındandır. Kadın-erkek eşitliği ve laik eğitim ilkeleri bu sayede hayata geçmiştir" ifadelerini kullandı. Çelebi, teklifin yasalaşması halinde eğitimde ikili bir yapı oluşacağını ve bunun toplumsal ayrışmayı derinleştireceğini savundu.
Siyasi dengeler ve tepkiler
AKP kanadından henüz resmi bir açıklama gelmezken, CHP ve İYİ Parti sözcüleri teklife sert tepki gösterdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, "Cumhur İttifakı'nın uyumlu ortakları HÜDA PAR, eğitimi cinsiyet temelinde ayırmak istiyor. Bu ortaçağ karanlığına dönüştür" dedi. İYİ Parti Eğitim Politikaları Başkanı Şenol Sunat ise teklifi "eğitimde gericilik" olarak tanımladı. MHP cephesinden ise konuya ilişkin sınırlı yorum yapıldı.
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, teklife yönelik eleştirilere "Aileyi ve dini değerleri korumak istiyoruz" yanıtını verdi. Yapıcıoğlu, teklifin zorunlu değil, tercihe bağlı olduğunu savundu. Ancak sendikalar bu argümanı "Ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı" bularak reddetti.
Teklifin yasalaşma ihtimali
Kanun teklifinin Meclis'te yasalaşması için öncelikle Milli Eğitim Komisyonu'nda görüşülmesi ve akabinde Genel Kurul oylamasına sunulması gerekiyor. AKP-MHP ittifakının oy sayısı teklifi tek başına geçirmeye yeterli değil; ancak Cumhur İttifakı bileşenleri arasında bir uzlaşı sağlanabilir. Siyasi analistlere göre, teklifin bu yasama yılı içinde yasalaşma ihtimali düşük olsa da, tartışmaların eğitim politikalarını etkilemesi bekleniyor.
Türkiye, 2012 yılındaki 4+4+4 düzenlemesiyle zaten eğitim sisteminde önemli bir dönüşümden geçmişti. O dönemde imam hatip ortaokullarının açılması ve seçmeli din derslerinin artması, laik eğitimden uzaklaşıldığı yönünde eleştirilere neden olmuştu. Şimdi HÜDA PAR'ın teklifi, bu tartışmalara yeni bir boyut ekliyor.
Bağımsız bir değerlendirmeyle, karma eğitim teklifi, Türkiye'nin eğitim politikalarında ideolojik bir kırılma noktası olarak karşımızda duruyor. Cumhuriyet'in ilk yıllarından beri uygulanan ve toplumsal dönüşümün temel araçlarından olan karma eğitimin sorgulanması, aslında eğitimin amaçlarına dair daha derin bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, laiklik ve bilimsel eğitim gibi ilkelerin göz ardı edilmesi, uzun vadede ülkenin beşeri sermayesini ve demokratik kültürünü olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle teklifin sadece eğitimcilerin değil, tüm toplumun ortak kaygısıyla ele alınması gerekiyor.