ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere ve bölgedeki ABD askerlerine yönelik saldırı teşebbüsleri nedeniyle İran'daki Devrim Muhafızları'na bağlı hedeflere yeni bir hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Saldırının hemen ardından İran, Ürdün topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı misillemesi gerçekleştirdi. Bölgede tansiyonun hızla yükselmesi, uluslararası petrol nakliyatının güvenliğini tehdit ederken, küresel piyasalarda endişe yarattı.
ABD'nin Saldırısı ve Gerekçesi
CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, saldırılar 4 Kasım 2024 gecesi gerçekleştirildi. Açıklamada, Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nda seyreden ticari gemilere ve ABD savaş gemilerine yönelik 'yakın bir tehdit' oluşturduğu belirtilerek, hava saldırılarının bu tehdidi etkisiz kılma amacı taşıdığı ifade edildi. Hedef alınan noktalar arasında İran'ın güney kıyılarında konuşlu füze bataryaları, insansız hava aracı tesisleri ve gözetleme radarları olduğu kaydedildi. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, saldırıların çevrimiçi olarak izlenen ve doğrulanan askeri hedeflere yönelik olduğunu, sivil kayıpların yaşanmadığını iddia etti.
İran'ın Misillemesi: Ürdün Hedefte
Saldırıların hemen ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, resmi ajansı aracılığıyla yaptığı açıklamada, ABD'nin saldırısına karşılık olarak Ürdün'deki ABD askeri üslerine yönelik balistik füzeler ve kamikaze dronlarla bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Açıklamada, operasyonun Ürdün'ün doğusundaki ABD Hava Kuvvetleri'ne ait Muwaffaq Salti Hava Üssü'nü hedef aldığı belirtildi. Ürdün resmi makamları ise yaptığı açıklamada, hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini ve saldırıların büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini, ancak üssün yakınında bazı maddi hasarlar meydana geldiğini doğruladı. Herhangi bir can kaybı bildirilmedi.
Bölgesel Gerilim ve Enerji Güvenliği
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliğinin kalbinde yer alıyor. ABD ile İran arasındaki bu son karşılıklı saldırılar, bölgede yıllardır süren vekalet savaşlarını doğrudan bir çatışmaya dönüştürme riski taşıyor. Enerji piyasalarında Brent petrolün varil fiyatı, haberin ardından yüzde 4'e varan artışla 92 doları aştı. Uzmanlar, olası bir boğaz ablukasının küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Diplomatik Çabalar ve Uluslararası Tepkiler
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni olağanüstü toplantıya çağıran ABD, İran'ın saldırılarını kınarken, meşru müdafaa hakkını kullandığını savundu. İran ise, uluslararası hukuk çerçevesinde toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılara yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu açıkladı. Rusya ve Çin, taraflara itidal çağrısı yaparken, Avrupa Birliği, bölgede ateşkesin sağlanması için acil diplomatik girişim başlatılmasını istedi. Türkiye, Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bölgede artan gerilimin tüm dünyayı etkileyebileceğini belirterek, tarafları ölçülü olmaya ve diyaloğa davet etti. Açıklamada, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve istikrarından yana olduğu vurgulandı.
Geçmişten Bugüne Hürmüz'deki Krizler
Hürmüz Boğazı, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzuna yönelik yıllardır süren gerilimlerin merkezinde yer aldı. 1980'lerdeki 'Tanker Savaşı' sırasında ABD donanması, Kuveyt'e bayrak açan petrol tankerlerini korumak için bölgeye büyük bir güç göndermiş, İran'la çatışmalar yaşamıştı. 2019'da ise mayın ve saldırı olayları nedeniyle benzer bir tırmanma görüldü. ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ardından uyguladığı 'maksimum baskı' politikaları, İran'ı askeri olarak daha cesur adımlar atmaya itti. Bugün yaşananlar, bu gerilimin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
Bu son gelişmeler, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığının İran için birincil hedef haline geldiğini ve Ürdün gibi ülkelerin doğrudan çatışmanın içine çekilebileceğini gösteriyor. Bölgesel ittifaklar yeniden şekillenirken, küresel güçlerin bu krizde oynayacağı rol, önümüzdeki günlerde Orta Doğu'nun kaderini belirleyebilir.