Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kenti açıklarında dün akşam saatlerinde meydana gelen göçmen faciasında ölü sayısı 8'e yükseldi, 20 kişi ise hala kayıp. Sahil Güvenlik ve arama kurtarma ekiplerinin çalışmaları devam ederken, ortaya çıkan yeni detaylar olayın önlenebilir olduğunu gösteriyor. Edinilen bilgilere göre, faciaya karışan teknenin daha önce de karaya oturduğu ve geçici yamalarla yüzdürüldüğü, ayrıca fırtına uyarılarına rağmen yola çıktığı belirlendi. Bu durum, göz göre göre gelen felaketin ihmaller zincirini gözler önüne seriyor.
Yamalı tekneyle ölüm seferi
Olay, Girne'nin yaklaşık 10 mil açığında, gece yarısına doğru meydana geldi. İçinde çoğu Suriyeli olmak üzere 80 kişinin bulunduğu tahmin edilen ahşap tekne, şiddetli fırtına nedeniyle su alarak alabora oldu. Görgü tanıkları, teknenin denize açılmadan önce limanda uzun süre bekletildiğini ve motor arızası nedeniyle tamir edildiğini aktardı. Yapılan ilk incelemelerde, teknenin gövdesinde birden fazla yama bulunduğu ve bunların profesyonel olmayan yöntemlerle uygulandığı tespit edildi. Ayrıca, teknenin daha önce de benzer bir sefer sırasında karaya oturduğu ve hasar gördüğü öğrenildi. Uzmanlar, bu tür teknelerin açık deniz koşullarına dayanıklı olmadığını, yamalarla yüzdürülmesinin ise faciayı kaçınılmaz hale getirdiğini belirtiyor.
Kuzey Kıbrıs Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, kurtarma çalışmalarına 2 gemi, 1 helikopter ve çok sayıda cankurtaranın katıldığı belirtildi. Şu ana kadar 52 kişinin kurtarıldığı, 8 kişinin cesedine ulaşıldığı, 20 kişinin ise kayıp olduğu ifade edildi. Deniz suyu sıcaklığının mevsim normallerinin altında olması ve dalga yüksekliğinin 4 metreye ulaşması, kayıplardan umut kesilmesine yol açıyor.
Fırtına uyarısı dikkate alınmamış
Olayla ilgili en dikkat çekici bulgu, meteorolojik uyarıların göz ardı edilmiş olması. KKTC Meteoroloji Dairesi, olaydan bir gün önce yaptığı açıklamada, bölgede fırtına beklendiğini, dalga yüksekliğinin 3 ila 4 metreye ulaşacağını ve deniz ulaşımının riskli olduğunu duyurmuştu. Buna rağmen teknenin, göçmenleri taşıyan organizatörler tarafından zamanlamanın uygun olmadığını bilerek yola çıkarıldığı iddia ediliyor. Göçmenlerin ifadelerine göre, tekne fırtınaya yakalanınca motor durmuş, su almaya başlamış ve yolcular paniklemiş. Tekne kaptanı dahil mürettebatın olaydan sonra kayıplara karıştığı, karaya çıkanların çoğunun da kaçtığı öğrenildi.
Bu tür kaçak göç faaliyetlerinin, Akdeniz'de artan göçmen akınıyla birlikte sıklaştığı ve bölge ülkelerinin deniz polisi birimlerinin yetersiz kaldığı biliniyor. Girne'deki bu facia, geçen yıl İzmir açıklarında 27 göçmenin ölümüyle sonuçlanan tekne faciasını akıllara getirdi. Her iki olayda da benzer ihmaller zinciri yaşanmıştı: kapasitesinin üzerinde yolcu, can yeleği eksikliği, uygun olmayan hava koşulları ve denetimsizlik.
Yetkililer soruşturma başlattı
KKTC Başbakanlığı'ndan yapılan açıklamada, olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma başlatıldığı, sorumluların tespit edilerek adalete teslim edileceği belirtildi. Açıklamada, Göç Dairesi ve Liman Başkanlığı yetkililerinin de ifadesine başvurulacağı ifade edildi. Öte yandan, ana muhalefet partisi UBP, hükümeti kaçak göçü önlemede yetersiz kalmakla suçlayarak, meclis araştırması açılmasını talep etti. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ise artan ölümlere dikkati çekerek, bölge ülkelerinin arama kurtarma kapasitesinin geliştirilmesi çağrısında bulundu.
Girne'deki hastanelerde tedavi altına alınan kurtulanların durumunun iyi olduğu, ancak psikolojik destek aldıkları öğrenildi. Görgü tanıklarından biri, “Tekneye bindiğimizde her şey normaldi. Fırtına çıkınca anladık ki batacağız. Çocuklar ağlıyordu, herkes bağırıyordu. Bir anda su doldu, herkes denize döküldü” dedi.
Bu acı olay, göçmenlerin daha güvenli bir yaşam umuduyla yola çıkarken, kaçakçılar tarafından nasıl ölüme gönderildiklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bu tür trajedilerin ancak uluslararası iş birliği ve göç yollarında etkili denetimlerle önlenebileceğini vurguluyor. Ayrıca, göçmenlerin ülkelerindeki insani krizlerin çözümüne yönelik adımlar atılmadığı sürece, bu acı tabloların tekrarlanma riskinin yüksek olduğu hatırlatılıyor.