İsrail'in Gazze'ye yönelik 7 Ekim 2023'te başlattığı askeri operasyonların üzerinden üç yıl geçti. Resmi kayıtlara göre en az 80 bin Filistinli katledildi, on binlercesi enkaz altında ya da kayıp. 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkese rağmen saldırıların sürmesi, bölgede insani krizin boyutlarını derinleştiriyor.
Üç yılda 80 bin ölü, on binlerce kayıp
Gazze'deki sağlık yetkililerinin açıkladığı verilere göre, Ekim 2023'ten bu yana en az 80 bin Filistinli hayatını kaybetti. Ölü sayısının enkaz altındaki binlerce kişiyle birlikte çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Altyapının büyük bölümü yıkılırken, hastaneler, okullar ve su tesisleri de saldırılardan nasibini aldı. Birleşmiş Milletler, bölgenin büyük bir kısmının yaşanılamaz hale geldiğini bildirdi.
İsrail, saldırılarını 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği ve yaklaşık 1200 kişinin ölümüyle sonuçlanan akınlara misilleme olarak başlattığını savunuyor. Ancak uluslararası insan hakları kuruluşları, orantısız güç kullanımı ve sivil kayıplar nedeniyle İsrail'i savaş suçu işlemekle suçluyor. Güney Afrika'nın açtığı soykırım davası Uluslararası Adalet Divanı'nda devam ediyor.
Ateşkes sonrası saldırılar ve yeni kavram tartışması
10 Ekim 2025'te Mısır ve Katar'ın arabuluculuğuyla varılan ateşkes anlaşması, kısa süreli bir rahatlama sağlasa da saldırılar tamamen durmadı. Yerel kaynaklar, ateşkesin ardından da aralıklarla hava saldırıları ve topçu ateşi düzenlendiğini aktarıyor. Anlaşmanın kalıcı olup olmadığı belirsizliğini koruyor.
Öte yandan bazı uzmanlar, yaşananları tanımlamak için "Genocide" (Soykırım) yerine "Holicide" (Yok etme) terimini kullanmaya başladı. Terim, soykırımın hukuki tanımının ötesinde, bir halkın topyekûn yok edilmesini ifade ediyor. Tartışma, uluslararası hukukta yeni bir kavram arayışını da beraberinde getiriyor.
İnsani kriz ve uluslararası tepkiler
Gazze'de gıda, su ve ilaç sıkıntısı had safhada. Birleşmiş Milletler, bölgeye yeterli insani yardımın ulaştırılamadığını, sınır kapılarının büyük ölçüde kapalı olduğunu belirtiyor. Yetkililer, özellikle çocuklar arasında yetersiz beslenme ve salgın hastalık riskinin arttığına dikkat çekiyor. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay gibi kuruluşlar, acil ateşkes ve insani koridor çağrılarını yineliyor.
Türkiye, ateşkesin sağlanması için yoğun diplomatik çaba harcadı. Dışişleri Bakanlığı, saldırıların durdurulması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını sürdürüyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nde daimi üyelerin veto yetkisi, etkili kararlar alınmasını engelliyor.
Bölgesel gerilim ve gelecek belirsizliği
Gazze'deki savaş, Orta Doğu'da tansiyonu yükseltti. Lübnan, Suriye ve Yemen'deki gruplarla yaşanan çatışmalar, bölgesel bir savaş riskini artırdı. İran ve İsrail arasındaki gerilim zaman zaman sıcak çatışmaya dönüştü. Uluslararası kamuoyu, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için çağrılarını sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik, kalıcı barışı zorlaştırıyor.
Üç yılın sonunda Gazze'de yaşananlar, modern tarihin en ağır insani krizlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Ölenlerin sayısı her geçen gün artarken, hayatta kalanların büyük bölümü yerinden edilmiş durumda. Uluslararası toplumun etkisiz kalması, benzer krizlerin önlenmesi konusunda derin bir güvensizlik yaratıyor. Gazze'yi unutmamak, sadece bugünün değil, geleceğin vicdanı için de bir sorumluluk olarak öne çıkıyor.