Gazze'deki Nasır Hastanesi'ne yönelik iki aşamalı saldırının üzerinden tam bir yıl geçti. Soykırımcı İsrail ordusu tarafından düzenlenen saldırılarda aralarında gazeteciler ve arama kurtarma görevlilerinin de bulunduğu 22 Filistinli yaşamını yitirdi. Bugüne kadar hiçbir yetkili bu saldırıdan dolayı sorumlu tutulmadı.
Saldırının Ayrıntıları
Geçen yıl bugün, İsrail güçleri Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Nasır Hastanesi'ne iki ayrı saldırı düzenledi. İlk saldırıda hastanenin girişine yakın bir noktada toplanan siviller hedef alınırken, ikinci saldırıda ise hastane içindeki bazı bölgeler hedef alındı. Saldırılarda çoğu sivil olmak üzere 22 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.
Hayatını kaybedenler arasında yerel ve uluslararası medya kuruluşları için çalışan en az iki gazeteci ile Filistin Sivil Savunma ekiplerine bağlı arama kurtarma görevlileri yer alıyor. Saldırı, hastanede tedavi gören hastalar ile sığınak arayan yerinden edilmiş binlerce Filistinli arasında büyük paniğe yol açtı.
Uluslararası Tepkiler ve Adalet Çağrıları
Saldırı, dünya genelinde geniş yankı uyandırdı. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Birleşmiş Milletler yetkilileri, hastanelere yönelik saldırıların savaş suçu olabileceğini vurguladı. Ancak bir yıl geçmesine rağmen, saldırıyla ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmadı ve hiçbir İsrailli yetkili yargı önüne çıkarılmadı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) gibi kuruluşlar, olayla ilgili bağımsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu. Filistinli yetkililer ise saldırıyı kınayarak, İsrail'in savaş suçları işlediğini ve uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini belirtti.
Gazze'deki sağlık sistemi, saldırılar nedeniyle büyük bir yıkım yaşadı. Hastanelerin birçoğu ya tamamen yıkıldı ya da işlevini yitirdi. Nasır Hastanesi, bölgedeki en büyük sağlık merkezlerinden biri olarak binlerce kişiye hizmet veriyordu. Saldırı sonrası hastane hizmetlerini büyük ölçüde durdurmak zorunda kaldı.
Bir Yılın Ardından Hâlâ Cevaplanmamış Sorular
Saldırının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, olayla ilgili net bir bilgi elde edilebilmiş değil. İsrail ordusu, saldırının Hamas savaşçılarına yönelik olduğunu öne sürse de, bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı. Hastanede sivil kayıplarının fazla olması, uluslararası toplumun tepkisini artırıyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin hazırladığı raporlarda, İsrail güçlerinin hastanelere yönelik saldırılarında uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiği belirtildi. Ancak bu raporların herhangi bir yaptırımı olmadığı gibi, İsrail bu suçlamaları reddediyor.
Filistinli aileler, hâlâ yakınlarının ölümüyle ilgili adalet arıyor. Bazı aileler, kayıplarının sorumlularının cezalandırılması için uluslararası mahkemelere başvurmaya hazırlanıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICC) Filistin'deki durumu incelemesi yönündeki talepler ise henüz sonuçlanmadı.
Gazze'deki insani kriz, saldırının ardından daha da derinleşti. Hastanelerin kapanması, binlerce kişinin temel sağlık hizmetlerine erişememesine yol açtı. Ayrıca bölgede yaşanan gıda ve su sıkıntısı, insanların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor.
Öte yandan, Filistinli gazeteciler, Gazze'de görevlerini yerine getirmenin zorluklarına dikkat çekiyor. Bir yıl içinde en az 100 gazeteci İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi. Bu sayı, son çatışmalarda gazeteci ölümlerinin en yüksek olduğu dönemlerden birini oluşturuyor. Gazeteciler, hem mesleklerini icra ederken hem de kendi can güvenliklerini sağlarken büyük risk altında.
Saldırının yıl dönümünde Gazze ve Batı Şeria'da çeşitli anma etkinlikleri düzenlendi. Aileler, mezarlar başında dualar etti, fotoğraflar taşıdı ve adalet çağrısında bulundu. Uluslararası toplum, bu tür saldırıların tekrarlanmaması için daha etkili adımlar atılması gerektiğini dile getiriyor.
Nasır Hastanesi saldırısı, Gazze'deki çatışmaların sivil altyapıya verdiği zararın en somut örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Bir yıl geçmesine rağmen, bu saldırının faillerinin kim olduğu ve hangi emirle gerçekleştirildiği hâlâ belirsizliğini koruyor. Uluslararası toplumun, savaş suçlarının cezalandırılması için daha kararlı olması gerekiyor. Adaletin gecikmesi, Gazze'deki acıları daha da derinleştiriyor.
Bu olay, savaşın masum siviller üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Hastaneler, okullar ve diğer sivil altyapılar, çatışmaların hedefi olmamalıdır. Ancak gerçek şu ki, Gazze'de bu tür saldırılar her geçen gün artarak devam ediyor ve uluslararası toplumun bu konudaki tutumu yetersiz kalıyor.