İsrail ordusunun 7 Ekim 2023'te Gazze'de başlattığı saldırılar, sadece insan hayatını ve altyapıyı değil, Filistin halkının tarihsel hafızasını da yok etmeyi amaçladı. Bu yıkımın ortasında, Gazzeli tarihçi Abdullatif Ebu Haşim ve El Yazması Kütüphaneler Müdürü Haneen el-Amasi, enkaz altında kalarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan nadir el yazması eserleri kurtarmak için yaşamlarını tehlikeye attı.
Kültürel Mirasa Yönelik Sistematik Saldırı
Gazze Şeridi, yüzyıllar boyunca İslam medeniyetinin önemli bir merkezi oldu. Bölgede Osmanlı döneminden kalma binlerce el yazması, tarihi belge ve nadir kitap bulunuyordu. İsrail'in hava saldırıları ve topçu atışları, bu kültürel zenginliği barındıran müzeleri, kütüphaneleri ve arşivleri hedef aldı. Gazze'deki El Yazması Kütüphaneler Müdürü Haneen el-Amasi, saldırılar başladığında koleksiyonun büyük bir bölümünün yok olduğunu, ancak bir kısmını kurtarabildiklerini belirtti.
Tarihçi Abdullatif Ebu Haşim ise, "Bu sadece kitapların değil, bir halkın kimliğinin yok edilmesidir. Her el yazması, Gazze'nin geçmişine açılan bir kapıdır. Onları kurtarmak, geleceğe bir borcumuzdur" ifadelerini kullandı. Ebu Haşim, saldırılar sırasında birçok değerli eserin yok olduğunu, ancak bazılarını enkaz altından çıkarmayı başardıklarını söyledi.
Enkaz Altında Yaşam Mücadelesi
Haneen el-Amasi ve ekibi, bombalanan binaların enkazında günlerce çalışarak el yazmalarını kurtarmaya çalıştı. Ancak her geçen gün artan saldırılar ve güvenlik riskleri, çalışmalarını zorlaştırdı. El-Amasi, "Bir yandan kendi hayatımızı korumaya çalışırken, diğer yandan bu nadir eserleri kurtarmak için mücadele ediyorduk. Bazı geceler enkaz altında kalarak saatler geçirdik" dedi.
Kurtarılan eserler arasında 16. yüzyıldan kalma Kur'an-ı Kerim nüshaları, İslam hukuku ve tarih üzerine yazılmış el yazmaları, Osmanlı dönemine ait fermanlar ve bölgenin sosyal yaşamını belgeleyen fotoğraflar bulunuyor. Bu eserlerin bir kısmı, Gazze'nin güneyindeki güvenli bölgelere taşınarak koruma altına alındı.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Süreç
Gazze'deki kültürel mirasın yok edilmesi, uluslararası alanda da yankı buldu. UNESCO, 2023 yılı sonunda yaptığı açıklamada, Gazze'deki kültürel varlıkların korunması çağrısında bulundu. Ancak İsrail'in saldırıları durmadı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, kültürel mirasa yönelik saldırıları savaş suçu kapsamında değerlendirebileceğini duyurdu.
Filistinli yetkililer, İsrail'in kültürel soykırım uyguladığını belirterek, uluslararası toplumu harekete geçmeye davet etti. Ancak şu ana kadar somut bir adım atılmadı. Kültürel miras uzmanları, Gazze'deki kaybın sadece Filistin için değil, tüm insanlık için bir kayıp olduğunu vurguluyor.
Geleceğe Kalan Miras
Abdullatif Ebu Haşim ve Haneen el-Amasi, kurtardıkları eserleri dijital ortama aktararak gelecek nesillere ulaştırmayı hedefliyor. Ancak elektrik kesintileri ve internet erişiminin olmaması, bu çalışmayı zorlaştırıyor. Yine de Umutlarını yitirmeyen ikili, "Bu eserler bizim kimliğimizdir. Onları korumak, direnişimizin bir parçasıdır" diyor.
Gazze'nin hafızasını koruma çabası, sadece bir kültürel miras meselesi değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesidir. İsrail'in saldırıları, Filistin halkının geçmişini silmeyi amaçlarken, Ebu Haşim ve el-Amasi gibi isimler, bu hafızayı geleceğe taşımanın peşinde. Uluslararası toplumun bu çabaya destek vermesi, sadece tarihi bir sorumluluk değil, aynı zamanda insanlık onurunun gereğidir.