Gazze'de devam eden saldırılarda hayatını kaybeden binlerce sivilin ardından, Mostra etkinliğinin sona ermesiyle birlikte işyerlerinde ağır koşullar altında ezilen insanların durumu bir kez daha gözler önüne serildi. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları uluslararası alanda katliam olarak nitelendirilirken, iş dünyasında artan baskı ve sömürü koşulları da siyasetin gündemine taşındı.
Gazze'de İnsanlık Dramı
Gazze'de yıllardır süren abluka ve son dönemde yoğunlaşan saldırılar, bölgede yaşayan 2 milyondan fazla insanın hayatını felç etti. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, saldırılarda ölen sivillerin sayısı on binleri aşmış durumda. Hastaneler, okullar ve sivil yerleşim yerleri hedef alınırken, uluslararası toplumun etkisiz kaldığı eleştirileri yükseliyor. Türkiye dahil birçok ülke, bu saldırıları kınayarak ateşkes çağrısı yapıyor. Ancak siyasi liderlerin söylemleri ile sahada yaşananlar arasındaki uçurum, halkların tepkisini çekiyor.
İşyerlerinde Ezilen İnsanlar
Öte yandan, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de işyerlerinde ağır çalışma koşulları, düşük ücretler ve güvencesiz istihdam, milyonlarca insanı mağdur ediyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, küresel ölçekte 2 milyardan fazla insan kayıt dışı veya güvencesiz işlerde çalışıyor. Türkiye'de ise asgari ücretin açlık sınırının altında kalması, işçilerin borçlanmasına ve yoksullaşmasına yol açıyor. Son aylarda yapılan araştırmalar, çalışanların büyük bir kısmının işyerinde psikolojik taciz ve baskıya maruz kaldığını gösteriyor. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller ve toplu iş sözleşmesi haklarının kısıtlanması, işçilerin sesini çıkarmasını zorlaştırıyor.
Siyasi Sorumluluk ve Uluslararası Tepkiler
Gazze'deki katliam ve işyerlerindeki sömürü, aslında birbirinden bağımsız değil. Her iki durumda da siyasi iktidarların sorumluluğu ve uluslararası güçlerin çifte standardı öne çıkıyor. Batılı ülkelerin İsrail'e verdikleri destek, insan hakları söylemleriyle çelişirken; neoliberal politikaların işçi haklarını budaması da aynı kapitalist sistemin bir sonucu. Türkiye'de muhalefet partileri, hükümeti Gazze konusunda daha etkin olmaya ve işçi haklarını korumaya çağırıyor. Sivil toplum kuruluşları ise hem Filistin halkıyla dayanışma hem de işçi sınıfının örgütlenmesi için kampanyalar yürütüyor.
Mostra'nın Ardından
Mostra etkinliğinin sona ermesi, belki de bir dönemin kapanışına işaret ediyor. Sanat ve kültür alanında yapılan etkinlikler, toplumsal sorunlara ayna tutması açısından önemli. Ancak bu tür organizasyonların son bulması, sahada yaşanan acıların dindirilmesine yetmiyor. Gazze'de bombalar altında yaşam mücadelesi veren insanlar, işyerlerinde ise ekonomik baskı altında ezilen emekçiler, aynı adaletsiz düzenin kurbanları. Siyasetin bu iki meseleye de aynı ciddiyetle eğilmesi gerekiyor.
Bağımsız Değerlendirme
Gazze'de yaşananlar sadece bir bölgesel çatışma değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve insan haklarının iflasıdır. İşyerlerinde ezilen insanlar ise kapitalizmin acımasız yüzünü gözler önüne seriyor. Her iki olgu da siyasi irade eksikliğinin ve küresel güç dengelerinin bir sonucu. Kalıcı bir çözüm için öncelikle vicdanlı bir siyaset anlayışına ve tabandan yükselen bir dayanışma hareketine ihtiyaç var. Aksi halde, Mostra gibi etkinlikler sona ererken, katliamlar ve sömürü devam edecek.