Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü saldırılarda can kaybının 73 bini aştığını duyurdu. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, son 24 saatte 56 Filistinli hayatını kaybetti, 84 kişi yaralandı. Böylece toplam can kaybı 73 bin 24'e, yaralı sayısı ise 169 bin 302'ye yükseldi. Açıklamada, enkaz altında hala binlerce ceset olduğu ve sağlık ekiplerinin bunlara ulaşamadığı belirtildi.
Saldırıların boyutu ve insani kriz
İsrail ordusu, Hamas'ın 7 Ekim'de düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi'ne geniş çaplı hava ve kara operasyonu başlatmıştı. Saldırılarda konutlar, hastaneler, okullar ve ibadethaneler hedef alınırken sivil kayıpların büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'de yerinden edilenlerin sayısı 1,9 milyonu buldu. Bölgede temiz su, gıda ve ilaç sıkıntısı yaşanırken, salgın hastalık riski artıyor.
Uluslararası tepkiler ve ateşkes çabaları
Uluslararası toplum, saldırıların durdurulması için çeşitli çağrılarda bulunsa da kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde taraflar arasında anlaşmazlıklar sürüyor. Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı soykırım davası sürerken, İsrail suçlamaları reddediyor. UAD, geçtiğimiz aylarda İsrail'e Refah operasyonunu durdurması ve insani yardım girişine izin vermesi yönünde ihtiyati tedbir kararı almıştı.
Bölgedeki sağlık sistemi çökmüş durumda. 36 hastaneden sadece 10'u kısmen çalışırken, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği binlerce yaralının tedavisini imkansız hale getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'de çocuk felci gibi hastalıkların yeniden görüldüğünü bildirdi.
Yaşanan insani felakete rağmen, İsrail'in ateşkes konusundaki tutumu değişmiş değil. Netanyahu hükümeti, Hamas'ın tamamen imha edilmesi hedefini yineliyor. Uzmanlar, mevcut gidişatın bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığı uyarısında bulunuyor. Bağımsız değerlendirmeler, uluslararası hukuka aykırı şekilde yürütülen operasyonların, sivil can kaybını önleyebilecek hiçbir tedbir içermediğini ve bu durumun insanlık suçu olarak kayıtlara geçtiğini gösteriyor.