İsrail'de Gazze'deki ateşkes görüşmeleri, hükümet ile Cumhurbaşkanı Isaac Herzog arasında yeni bir gerilime yol açtı. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon, Barış Kurulu'nun ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin yol haritasını sert bir dille eleştirirken, Herzog planın "pek çok olumlu unsur" içerdiğini söyledi. Bu açıklama, hükümetin resmi tutumuyla taban tabana zıt ve İsrail siyasetinde yankı uyandırdı.
Herzog'un Açıklamaları ve Hükümetin Tepkisi
Cumhurbaşkanı Herzog, başkent Kudüs'te yaptığı konuşmada, Gazze'de kalıcı bir ateşkes için diplomatik çabaların artırılması gerektiğini vurguladı. Herzog, "Barış Kurulu'nun önerdiği yol haritası, rehinelerin serbest bırakılması ve insani yardımın ulaştırılması açısından önemli fırsatlar sunuyor. Planın pek çok olumlu unsuru var; bunları görmezden gelmemeliyiz" ifadelerini kullandı. Ancak hükümet kanadı, özellikle Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, planın İsrail'in güvenlik çıkarlarına aykırı olduğunu savunarak Herzog'a sert tepki gösterdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, "Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları hükümet politikasını yansıtmamaktadır" denildi.
Bu gelişme, İsrail hükümeti içinde Gazze konusundaki görüş ayrılıklarını iyice su yüzüne çıkardı. Özellikle aşırı sağcı partilerin koalisyon ortağı olduğu hükümette, ateşkesin kalıcı olması halinde hükümetin dağılabileceği yorumları yapılıyor. Herzog ise anayasal olarak sembolik bir yetkiye sahip olmasına rağmen, toplumun önemli bir kesiminin ateşkesi desteklediğini hatırlatarak, hükümeti "ulusal uzlaşı" aramaya çağırdı.
Barış Kurulu'nun Yol Haritası ve Bölgesel Beklentiler
Barış Kurulu, geçtiğimiz haftalarda Gazze'deki çatışmaların kalıcı olarak sona erdirilmesi için üç aşamalı bir plan önermişti. Plana göre, ilk aşamada rehinelerin serbest bırakılması ve 42 günlük ateşkes, ikinci aşamada İsrail ordusunun Gazze'den tamamen çekilmesi ve üçüncü aşamada ise Gazze'nin yeniden inşası ve yönetiminin ele alınması öngörülüyor. Hükümet, özellikle ikinci aşamadaki asker çekme şartına itiraz ediyor; Netanyahu daha önce yaptığı açıklamada "Hamas'ı tamamen ortadan kaldırmadan asker çekmek intihar olur" demişti.
Bölgesel aktörler ise ateşkes görüşmelerindeki bu gerilimi yakından izliyor. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, tarafların uzlaşması bekleniyor. Ancak İsrail hükümetinin içinde bulunduğu koalisyon krizi, müzakere sürecini olumsuz etkileyebilir. ABD yönetimi ise İsrail hükümetine açık mesajlar göndererek, ateşkesin bir an önce sağlanması için çağrıda bulunuyor.
İç Siyasi Dengeler ve Herzog'un Rolü
Cumhurbaşkanı Herzog'un bu çıkışı, yalnızca dış politikada değil, iç siyasette de önemli bir hamle olarak değerlendiriliyor. Herzog, göreve geldiği 2021 yılından bu yana toplumu birleştirici bir profil çizmeye çalıştı. Gazze savaşı sırasında ise hükümetin politikalarını destekler görünmesine rağmen, son dönemde kamuoyu yoklamalarında hükümete olan güvenin azalması, Herzog'un daha bağımsız bir duruş sergilemesine yol açtı. Özellikle rehinelerin aileleriyle sık sık bir araya gelen Herzog, onların acılarını yakından biliyor ve bu durumun açıklamalarında etkili olduğu düşünülüyor.
İsrail'de yapılan son anketlere göre, halkın önemli bir kısmı İsrail ordusunun Gazze'den çekilmesini ve ateşkesin kalıcılaştırılmasını istiyor. Ancak hükümetin aşırı sağcı bileşenleri, seçmen tabanlarını göz önünde bulundurarak bu talebe karşı çıkıyor. Bu durum, koalisyonun geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor. Başbakan Netanyahu, hükümeti ayakta tutabilmek için orta yol arayışına girse de, hem aşırı sağın hem de ılımlıların desteğini aynı anda alması oldukça güç görünüyor.
Bu gergin atmosfer, İsrail'in bölgesel güvenliği açısından da riskler barındırıyor. Uzmanlar, İsrail hükümetinin iç çekişmelerinin Hamas'ın elini güçlendirebileceği ve müzakereleri zora sokabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, Herzog'un arabulucu rolü üstlenerek hükümet ile muhalefet arasında köprü kurması, krizin aşılmasında kritik önemde olabilir. Ancak bu, yalnızca Herzog'un değil, tüm siyasi aktörlerin ortak iradesine bağlı.