Türk savunma ve havacılık sanayisi, ihracatta gösterdiği istikrarlı yükselişini sürdürüyor. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, temmuz ayında sektörün ihracatının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 14,4 artarak 1 milyar 120 milyon dolara ulaştığını açıkladı. Bu rakam, Türk savunma sanayisinin küresel pazardaki etkinliğini ve rekabet gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle insansız hava araçları, kara araçları ve deniz platformlarında sağlanan teknolojik atılımlar, ihracat kalemlerinde çeşitliliği artırırken, ülke ekonomisine de önemli katkı sağlıyor.
Yıllık ihracat hedefleri büyüyor
Savunma sanayii, Türkiye'nin stratejik sektörleri arasında yer alıyor ve son yıllarda gösterdiği performansla dikkat çekiyor. 2023 yılı toplam ihracatı 5,5 milyar doları aşarken, 2024 yılı için belirlenen hedef ise 6 milyar doların üzerine çıkmak. Temmuz ayında yakalanan ivme, bu hedefe ulaşmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Sektörümüz, her geçen ay rekor tazelemeye devam ediyor. Temmuz ayında gerçekleştirdiğimiz 1,12 milyar dolarlık ihracat, bu alandaki kararlılığımızın bir göstergesidir. Özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Asya-Pasifik pazarlarından gelen talepler, ürünlerimizin kalitesini ve güvenilirliğini teyit etmektedir."
Türk savunma sanayisinin başarısında, yerli ve milli üretim hamlesi ile Ar-Ge yatırımları kritik rol oynuyor. Bayraktar TB2, AKINCI gibi insansız hava araçları, ALTAY tankı, MİLGEM gemileri ve HÜRJET gibi projeler, hem yurt içinde hem de uluslararası arenada ses getiriyor. Bu ürünler, sadece ihracat geliri sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye'nin savunma alanındaki bağımsızlığını da pekiştiriyor.
Savunma sanayisinde küresel oyuncu: Türkiye
Türkiye, savunma sanayiinde önemli bir üretici ve ihracatçı konumuna yükselmiş durumda. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) verilerine göre, Türkiye dünyanın en büyük 20 silah ihracatçısı arasında yer alıyor. Özellikle İHA/SİHA pazarında dünya liderliğine oynayan Türkiye, bu alandaki pazar payını her yıl artırıyor. Savunma sanayisindeki bu başarının arkasında, güçlü bir mühendislik altyapısı, genç ve dinamik iş gücü ve devlet destekli teşviklerin yanı sıra, özel sektörün de dinamizm getirmesi yatıyor.
Savunma Sanayii Başkanlığı'nın koordinasyonunda yürütülen projeler, sadece doğrudan ihracatla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda teknoloji transferi, ortak üretim ve bakım-onarım alanlarında da iş birliklerini beraberinde getiriyor. Bu sayede Türk savunma sanayisi, küresel tedarik zincirinde önemli bir halka haline geliyor.
Türkiye'nin savunma ihracatında yeni rotalar
Savunma ihracatında geleneksel pazarların yanı sıra yeni coğrafyalara açılım göze çarpıyor. Özellikle Afrika kıtası ve Orta Asya ülkeleriyle yapılan anlaşmalar, ihracatın çeşitlenmesini sağlıyor. Avrupa ülkeleriyle de devam eden savunma sanayi iş birlikleri, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu güçlendiriyor. Öte yandan, Azerbaycan, Katar, Ukrayna ve Polonya gibi ülkelerle imzalanan sözleşmeler, Türk savunma ürünlerinin tercih edilen marka haline geldiğini gösteriyor.
Yerli üretimde tam bağımsızlık hedefi
Türk savunma sanayisinin önündeki en önemli hedeflerden biri, kritik teknolojilerde tam bağımsızlık sağlamak. Motor, aviyonik, elektronik harp sistemleri gibi alanlarda yürütülen milli projeler, dışa bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor. Bu kapsamda Baykar, TUSAŞ, Aselsan, Roketsan gibi dev firmaların yanı sıra KOBİ'lerin de Ar-Ge çalışmaları destekleniyor. Uzay ve uydu alanındaki atılımlar da savunma sanayisinin geleceğine yön veriyor. Türksat 6A'nın uzaya gönderilmesi, Türkiye'nin uzay alanındaki iddiasını ortaya koyarken, haberleşme ve gözlem uyduları konusundaki çalışmalar hız kesmeden sürüyor.
Savunma sanayisinde kadın gücü
Türk savunma sanayisinin başarısında sadece erkek mühendisler değil, kadınlar da önemli rol üstleniyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, sektörde çalışan kadın oranının arttığını ve özellikle yazılım, elektronik ve tasarım alanlarında kadınların liderlik konumlarına geldiğini gösteriyor. Bu durum, sektörün çeşitliliği ve yenilikçiliğine katkı sağlıyor.
Savunma sanayisi, Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık mücadelesinde bir kaldıraç olmaya devam ederken, ihracat rakamlarındaki bu olumlu seyrin devam edeceği öngörülüyor. Sektör temsilcileri, mevcut siparişlerin 2025 yılına kadar üretim kapasitesini dolu tuttuğunu ve yeni pazarlarla birlikte ihracat rakamlarının daha da yukarılara taşınabileceğini ifade ediyor.