Gözaltına alınan gazeteci Alican Uludağ, emniyetteki işlemlerinin ardından adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Uludağ hakkında karakola imza atma ve yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Gazeteci Alican Uludağ, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından savcılık talimatıyla serbest bırakıldı.
Gözaltı süreci
Gazeteci Alican Uludağ, bir süre önce gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınma gerekçesiyle ilgili resmi bir açıklama henüz yapılmazken, sürecin sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili olduğu iddia edildi. Uludağ, emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusunun ardından nöbetçi mahkeme tarafından adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verildi.
Adli kontrol tedbirleri
Mahkeme, Uludağ'ın kaçma şüphesi bulunmadığı gerekçesiyle tutuklama yerine adli kontrol tedbiri uygulanmasını uygun gördü. Bu kapsamda gazeteci, haftada bir kez en yakın karakola imza atması ve yurtdışına çıkış yasağı şartlarına tabi tutuldu. Adli kontrol tedbirlerinin süresi ve kapsamı ilerleyen günlerde yeniden değerlendirilecek.
Meslek örgütlerinden tepki
Gözaltı süreci boyunca birçok gazeteci ve meslek örgütü, Alican Uludağ'a destek mesajı yayımladı. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları, gazetecinin serbest bırakılmasını memnuniyetle karşıladı. Ancak adli kontrol tedbirlerinin devam etmesi nedeniyle sürecin takipçisi olacaklarını belirttiler.
Hukuki süreç
Gazeteci hakkında yürütülen soruşturma devam ediyor. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması için avukatların başvuru yapacağı öğrenildi. Bu tür davalarda sıklıkla görüldüğü gibi, sürecin uzaması halinde konunun yargıya taşınması bekleniyor. Uludağ'ın ifadesinin alınmasının ardından takipsizlik veya dava açılması gibi seçenekler gündeme gelebilir.
Gazetecilik alanında yaşanan bu tür hukuki süreçler, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. Uzmanlar, adli kontrol tedbirlerinin orantılılık ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Haberleşme özgürlüğü ve gazetecilerin çalışma koşulları, demokratik bir toplumun temel taşları arasında yer alıyor.