Fon soruşturması kapsamında Pusula Portföy yöneticilerinden Serdar Turhan'ın İsviçre'deki bir hesaba 15 milyon dolar, Muhammed Yarız'ın ise 25 milyon euro para transfer ettiği belirlendi. Edinilen bilgilere göre, söz konusu transferler fonun yatırımcılarından toplanan paraların izinsiz şekilde yurt dışına aktarıldığı iddialarını güçlendiriyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yürütülen incelemede, para hareketlerinin detaylarına ulaşıldı.
Transferlerin detayları ve şüpheli işlemler
Serdar Turhan'ın 15 milyon dolarlık transferi, İsviçre'deki bir banka hesabına gerçekleştirildi. Muhammed Yarız'ın 25 milyon euroluk işlemi ise yine aynı ülkedeki bir başka hesaba yapıldı. Her iki transferin de fonun resmi kayıtlarında görünmediği ve yatırımcılardan gizlendiği öne sürülüyor. İncelemelerde, para çıkışlarının birden fazla işlemle ve farklı şirketler üzerinden yapıldığı tespit edildi. Bu yöntemle transferlerin dikkat çekmemesi amaçlanmış olabileceği değerlendiriliyor.
Konuya yakın kaynaklar, Pusula Portföy'ün yöneticilerinin bu işlemleri gerçekleştirirken fonun iç tüzüğünü ve yatırımcı sözleşmelerini ihlal ettiğini belirtiyor. Fon yönetiminin, yurt dışı transferler için herhangi bir onay almadığı ve yatırımcıları bilgilendirmediği ifade ediliyor. SPK'nın rutin denetimleri sırasında ortaya çıkan şüpheli işlemler, soruşturmanın başlamasına yol açtı.
Soruşturmanın kapsamı genişliyor
Olayın ortaya çıkmasının ardından Pusula Portföy'ün faaliyetleri geçici olarak durduruldu. SPK, şirketin tüm hesaplarına ve işlemlerine bloke koydu. MASAK ise kara para aklama ve terörün finansmanı açısından inceleme başlattı. Yurt dışındaki hesap sahiplerinin kimliği ve transferlerin nihai varış noktaları araştırılıyor. İsviçreli yetkililerle de temas kurulduğu öğrenildi.
Fonun yatırımcıları arasında bireysel tasarruf sahiplerinin yanı sıra kurumsal yatırımcılar da bulunuyor. Toplamda 200 milyon doların üzerinde büyüklüğe sahip olduğu belirtilen fonun, transfer edilen tutarlar nedeniyle ciddi bir likidite sıkıntısı yaşadığı ve bazı ödemeleri yapamadığı iddia ediliyor. Mağdur yatırımcılar, avukatları aracılığıyla hukuki yollara başvurmaya hazırlanıyor.
Pusula Portföy'den açıklama yok
Pusula Portföy yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Şirketin internet sitesinde yer alan bilgilere göre, firma 2018 yılında kurulmuş ve çeşitli fonlar aracılığıyla portföy yönetimi hizmeti veriyor. Serdar Turhan ve Muhammed Yarız'ın şirketteki görevlerine ilişkin bir bilgi paylaşılmadı. Ancak sektör kaynakları, her iki ismin de üst düzey yönetici olduğunu doğruluyor.
Uzmanlar, bu tür olayların Türkiye'deki fon yönetimi sektörüne olan güveni sarsabileceğini belirtiyor. Son yıllarda artan yurt dışı para transferleri ve off-shore hesaplara yönelik ilgi, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. SPK'nın bu soruşturmayı örnek bir karar haline getirmesi ve caydırıcı yaptırımlar uygulaması bekleniyor.
Yasal süreç ve olası sonuçlar
Serdar Turhan ve Muhammed Yarız hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulduğu öğrenildi. Savcılık, ifadelerine başvurmak üzere hazırlık yapıyor. Eğer suçlamalar kanıtlanırsa, şüphelilerin 'nitelikli dolandırıcılık', 'güveni kötüye kullanma' ve 'kara para aklama' suçlamalarıyla yargılanması gündeme gelebilir. Fon yatırımcılarının zararlarının tazmini için de ayrı bir dava açılması bekleniyor.
Bu tür davalarda yargılama süreci uzun olabiliyor ve yurt dışındaki hesaplara el konulması uluslararası hukuki işbirliği gerektiriyor. İsviçre'nin bankacılık gizliliği kuralları nedeniyle hesap bilgilerinin paylaşılması zaman alabilir. Ancak Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadelede işbirliği yapılması öngörülüyor.
Pusula Portföy soruşturması, Türkiye'de fon yönetimi ve denetimi konusundaki eksiklikleri bir kez daha gündeme getirdi. Yatırımcıların fon seçerken daha dikkatli olması ve denetim raporlarını incelemesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca, sektördeki tüm şirketlerin şeffaflık ilkelerine uyması ve yatırımcı haklarının korunması için yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması çağrıları yapılıyor. Bu olay, finansal piyasalarda güvenin ne kadar kırılgan olduğunu ve kötü niyetli aktörlerin tüm sistemi tehdit edebileceğini gösteriyor.