Girne-Mersin seferini yaparken batan Filo Jet gemisinin kaptanı Mustafa Öz'ün ehliyetini Güney Amerika ülkesi Honduras'tan aldığı ortaya çıktı. Uzak Yol Gemi Kaptanları Derneği Başkanı Zafer Akbulut, Honduras'taki ehliyet sisteminin yetkili bir kurumdan çok bir ticarethane gibi çalıştığını belirterek, "3 ila 5 bin dolar arasında bir ücretle gemi ehliyeti alınabiliyor" dedi. Olay, denizcilik sektöründe ehliyet güvenilirliği ve denetim eksikliğini yeniden gündeme taşıdı.
Filo Jet faciası ve Honduras bağlantısı
Filo Jet gemisi, Girne-Mersin seferini yaparken bilinmeyen bir nedenle battı. Kurtarma çalışmalarının ardından geminin kaptanı Mustafa Öz'ün ehliyetinin Honduras tarafından verildiği tespit edildi. Bu ülke, denizcilik eğitimi ve belgelendirme konusunda uluslararası alanda tanınan bir merkez değil. Uzmanlar, Honduras'ın bayrak devleti olarak sunduğu kolaylıkların, denetimden uzak bir pazar oluşturduğunu vurguluyor.
"Ticarethane gibi çalışıyor"
Uzak Yol Gemi Kaptanları Derneği Başkanı Zafer Akbulut, Honduras'taki ehliyet veren yapının yetkili bir kurumdan ziyade ticari bir işletme gibi faaliyet gösterdiğini ifade etti. Akbulut, "Honduras'taki yapı, yetkili bir kurumdan ziyade bir ticarethane gibi çalışıyor. 3 ila 5 bin dolar arasında bir ücretle gemi ehliyeti alınabiliyor" diyerek, bu durumun deniz güvenliğini tehdit ettiğini söyledi.
Akbulut'un açıklamaları, uluslararası denizcilik otoritelerinin sık sık dile getirdiği "bayrak kolaylığı" sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin denizcilik idareleri, düşük ücretlerle belge düzenleyerek gelir elde etmeyi amaçlayabiliyor. Ancak bu belgelerin geçerliliği ve denetimi, uluslararası sözleşmelere rağmen yeterince sağlanamıyor.
Ehliyet skandalının boyutları
Honduras, denizcilik sektöründe "elverişli bayrak" olarak bilinen uygulamalarla öne çıkan ülkelerden biri. Bu ülkeden alınan ehliyetlerin, bazı durumlarda hiçbir sınav veya eğitim şartı aranmaksızın verildiği iddia ediliyor. Sektör kaynakları, benzer şekilde Belize, Panama, Kamboçya gibi ülkelerin de benzer yöntemlerle belge dağıttığını belirtiyor.
Türkiye'de gemi adamı belgelendirmesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na bağlı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından yürütülüyor. Ancak yabancı bayraklı gemilerde çalışan Türk kaptanlar, farklı ülkelerden alınmış ehliyetlerle görev yapabiliyor. Bu durum, denetim açısından ciddi bir boşluk oluşturuyor.
Denizcilik otoritelerinden çağrı
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), üye ülkelerin ehliyet standartlarını belirliyor. Ancak IMO'nun yaptırım gücü sınırlı. Örgüt, sadece tavsiye kararları alabiliyor ve ülkelerin iç denetimlerine müdahale edemiyor. Bu nedenle, Honduras gibi ülkelerin düzenlediği belgelerin geçerliliği, bayrak devletinin insafına kalıyor.
Uzmanlar, Filo Jet faciasının, denizcilikte ehliyet denetiminin ne kadar hayati olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Kaptanın ehliyetinin sorgulanması, geminin batma nedenine ilişkin soruşturmanın bir parçası haline gelebilir. Ayrıca olay, Türkiye'de faaliyet gösteren gemi işletmecilerinin, kaptan seçiminde ne kadar titiz davrandığını da tartışmaya açıyor.
Benzer olaylar ve sektördeki endişeler
Geçmişte de Honduras, Belize gibi ülkelerden alınan ehliyetlerle kazaya karışan gemiler olmuştu. 2018'de Karadeniz'de batan bir yük gemisinin kaptanının da Honduras ehliyetli olduğu ortaya çıkmıştı. Bu tür olaylar, denizcilik sektöründe "ehliyet turizmi" olarak adlandırılan bir kavramı doğurdu. Kaptanlar, daha kolay ve hızlı belge almak için bu ülkeleri tercih edebiliyor.
Türkiye'de denizcilik eğitimi veren kurumlar, ehliyetlerin uluslararası standartlara uygunluğunu sağlamak için çaba gösteriyor. Ancak yurt dışından alınan belgelerin denetimi, mevcut mevzuatla mümkün görünmüyor. Bu nedenle, sektör temsilcileri, uluslararası iş birliğinin artırılması ve sahte ehliyetlerin önlenmesi için ortak bir veri tabanı oluşturulması çağrısı yapıyor.
Sonuç ve değerlendirme
Filo Jet faciası, denizcilikte ehliyet güvenilirliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Honduras gibi ülkelerden alınan belgelerin denetimsizliği, can ve mal güvenliğini riske atıyor. Olayın ardından soruşturmanın derinleştirilmesi ve sorumluların hesap vermesi bekleniyor. Ancak asıl çözüm, uluslararası denizcilik otoritelerinin ortak hareket ederek, ehliyet standartlarını tek bir çatı altında toplaması ve denetim mekanizmalarını güçlendirmesinden geçiyor.