Filistinli esirlerle ilgili kurumlar, işgalci İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklular arasında hızla yayılan uyuz hastalığı ve kötüleşen sağlık koşulları nedeniyle Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) acil müdahale çağrısında bulundu. Filistin Esirler Cemiyeti ve Filistin Esir ve Eski Esirler İşleri Komisyonu tarafından yapılan ortak açıklamada, birçok hapishanede uyuz vakalarının kontrol altına alınamadığı, hijyen koşullarının yetersizliği ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle salgının yayılmaya devam ettiği belirtildi. Kurumlar, DSÖ'nün derhal devreye girerek İsrail yönetimine baskı yapmasını ve tutuklulara acil sağlık desteği sağlanmasını talep etti.
Esirler arasında uyuz hızla yayılıyor
İsrail hapishanelerinde yaklaşık 4 bin 700 Filistinlinin tutulduğu ve bunlardan yüzlercesinin uyuz hastalığına yakalandığı bildiriliyor. Özellikle Ofer, Damon ve Jenin hapishanelerinde durumun kritik olduğu aktarılıyor. Filistinli yetkililere göre, hapishanelerdeki aşırı kalabalık, yetersiz havalandırma ve temizlik malzemelerinin kısıtlı kullanımı uyuzun hızla yayılmasına neden oluyor. Tutuklular, kaşıntı ve deri döküntüleri nedeniyle uykusuz kaldıklarını ve bazılarının bu nedenle psikolojik sorunlar yaşadığını ifade ediyor.
Filistinli kurumlardan ortak açıklama
Filistin Esirler Cemiyeti Başkanı Kaddura Faris, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail hapishaneleri birer ölüm kampına dönüşmüştür. Uyuz salgını, sadece bir sağlık krizi değil, aynı zamanda işgalcinin Filistinlilere karşı uyguladığı sistematik bir baskı politikasının parçasıdır. DSÖ, bu insanlık dışı koşullara seyirci kalmamalıdır" ifadelerini kullandı. Filistin Esir ve Eski Esirler İşleri Komisyonu Başkanı Cihad Ebu Zuluf ise, "Hapishanelerdeki sağlık ekipleri, salgını önlemek için yeterli ekipmana sahip değil. Tutuklulara düzenli sağlık kontrolü yapılmıyor" diyerek uluslararası topluma acil çağrı yaptı.
Sağlık koşulları alarm veriyor
Uzmanlara göre uyuz, parazit kaynaklı bir deri hastalığıdır ve hijyen koşullarının iyileştirilmesi ile kontrol altına alınabilir. Ancak İsrail hapishanelerinde temel hijyen malzemelerine erişim kısıtlıdır. Tutuklulara haftada bir kez duş imkanı tanındığı ve sabun, şampuan gibi malzemelerin yetersiz olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda tıbbi personel sayısı da oldukça düşük. Filistinli avukatlar, son birkaç ayda uyuz vakalarında yüzde 300 artış olduğunu ve bazı tutukluların durumunun sepsis riskine kadar ilerlediğini aktarıyor.
Uluslararası tepkiler artıyor
Filistinli kurumların çağrısının ardından, Birleşmiş Milletler insan hakları ofisi ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nden de İsrail yönetimine tutukluların sağlık koşullarının iyileştirilmesi yönünde uyarılar geldi. Kahire merkezli Arap İnsan Hakları Ağı ise, "Bu sadece bir sağlık krizi değil, aynı zamanda uluslararası insancıl hukukun ihlalidir" açıklamasında bulundu. İsrail hapishanelerindeki sağlık koşulları, daha önce de insan hakları örgütleri tarafından sık sık gündeme getirilmiş ancak somut bir iyileşme sağlanamamıştı.
Köklü bir sorunun yeni yüzü
Filistinli tutukluların hapishane koşulları, yıllardır uluslararası kamuoyunun gündeminde. Uyuz salgını, bu sorunun sadece görünür bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Filistinli yetkililer, bu tür salgınların önlenmesi için İsrail yönetiminin uluslararası standartlara uyması gerektiğini vurguluyor. DSÖ'nün bu konuda harekete geçip geçmeyeceği ise merak konusu. Ancak şu ana kadar örgütten resmi bir yanıt gelmiş değil. Sivil toplum kuruluşları, DSÖ'nün bağımsız bir sağlık ekibi göndererek durumu yerinde incelemesini talep ediyor. Bu talep, bölgedeki insani krizin bir kez daha gözler önüne serilmesine yol açarken, derinleşen sağlık krizinin daha büyük sonuçlar doğurabileceği endişelerini de beraberinde getiriyor.
Filistinli esirlerin durumu, sadece bir insan hakları meselesi değil, aynı zamanda bir sağlık politikası sorunudur. İsrail hapishanelerinde yaşanan bu salgın, gözlerden uzak kalan ancak binlerce insanın hayatını etkileyen bir krizin sadece bir parçasıdır. DSÖ'nün bu çağrıya kayıtsız kalmaması, uluslararası hukuk ve vicdan açısından bir zorunluluk olarak durmaktadır.