ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yakından izlediği çekirdek PCE enflasyon verisinin beklentilerin altında açıklanması, yatırımcıların önümüzdeki aylarda faiz artışı olacağına yönelik beklentilerini geriletmiş durumda. Mart ayına ait kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, yıllık bazda yüzde 2,8 artışla piyasa beklentisi olan yüzde 2,9’un altında kaldı. Çekirdek PCE ise aylık bazda yüzde 0,3 ile yine beklentilerin hafif altında gerçekleşti. Bu veri sonrası vadeli işlemler piyasasında Fed'in bu yıl içinde faiz indirimine gideceğine dair fiyatlamalar güçlenirken, faiz artışı olasılığı önemli ölçüde düştü.
Enflasyon verisi piyasalarda nasıl karşılandı?
Verinin açıklanmasının ardından ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,50 seviyesinin altına gerileyerek yatırımcıların faiz konusundaki yumuşak duruşunu teyit etti. Geçtiğimiz haftalarda güçlü gelen istihdam ve perakende satış verileri, Fed’in daha şahin bir politika izleyebileceği endişelerini artırmıştı. Ancak enflasyonun beklenenden düşük gelmesi, bu kaygıları bir ölçüde hafifletti. Tahvil piyasalarına göre, Fed'in önümüzdeki toplantılarda faiz artırması ihtimali yüzde 10'un altına inerken, ilk faiz indiriminin Eylül ayında gelebileceği fiyatlanıyor.
Fed yetkililerinden gelen mesajlar
Fed Başkanı Jerome Powell, son açıklamalarında faiz indirimi için henüz yeterli güvenin oluşmadığını belirtse de, enflasyonun seyri konusunda daha iyimser olmaya başladıklarını ifade etti. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ise “Enflasyonun aşağı yönlü sürprizleri memnuniyet verici. Ancak tek bir veriye dayanarak politika değişikliğine gitmek doğru olmaz” dedi. New York Fed Başkanı John Williams da enflasyonun hedefe doğru ilerlediğini ancak henüz zafer ilan edilemeyeceğini vurguladı. Yine de bu açıklamalar, piyasanın faiz artışı beklentilerini tamamen rafa kaldırmasına neden oldu.
Global piyasalara yansımalar
ABD enflasyon verisinin beklenenden düşük gelmesi, sadece tahvil piyasasını değil, küresel hisse senedi piyasalarını da olumlu etkiledi. Dolar endeksi yüzde 0,4 gerilerken, gelişmekte olan ülke para birimleri değer kazandı. Euro Bölgesi'nde de tahvil faizleri düşüş gösterdi ve Avrupa Merkez Bankası'nın faiz indirimine haziran ayında başlayabileceği beklentisi güçlendi. Türkiye gibi gelişen piyasalarda ise doların zayıflaması, TL'nin bir miktar değerlenmesine ve risk iştahının artmasına yol açtı. Analistler, Fed'in gelecek dönemdeki adımlarının, küresel likidite koşulları üzerinde belirleyici olacağını vurguluyor.
Bağımsız değerlendirme
Fed'in faiz artışı döngüsünün sonuna geldiği yönündeki piyasa fiyatlamaları, her ne kadar enflasyon verisiyle desteklense de, bu durumun kalıcı olup olmayacağı henüz net değil. Çünkü işgücü piyasası hala sıkı ve ücret artışları talep enflasyonunu besleyebilir. Ayrıca, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki olası yükselişler de FOMC'nin kararlarını etkileyebilir. Bu nedenle yatırımcıların, tek bir aylık veriye aşırı güvenmeden, veri akışını dikkatle izlemeleri gerekiyor. Piyasaların faiz indirimi konusunda fazla iyimser olması, ilerleyen dönemde düzeltme hareketlerine neden olabilir.