Türkiye, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemlerini satın almasıyla birlikte hem 2.5 milyar dolar ödedi hem de 1.5 milyar dolar yatırım yaptığı F-35 savaş uçağı programından çıkarıldı. Bu süreç, Türk-Amerikan ilişkilerinde büyük bir krize yol açarken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in doğrudan devreye girmesiyle yeni bir boyut kazandı. Ankara, kaybettiği F-35 yatırımını ve alternatif çözüm arayışlarını yeniden değerlendiriyor.
S-400 alımı ve F-35 krizi
2017 yılında Türkiye'nin Rusya ile imzaladığı S-400 anlaşması, ABD'nin sert tepkisine neden oldu. Washington, NATO müttefiki Türkiye'nin Rus yapımı bir sistemi entegre etmesinin ittifak güvenliğini tehlikeye atacağını savundu. Buna rağmen teslimatlar 2019'da başladı ve Türkiye, 2.5 milyar dolar ödeyerek sistemleri aldı. ABD, bu kararın ardından Türkiye'yi F-35 programından çıkardı ve 1.5 milyar doları aşan yatırımın iadesi için görüşmeler başlattı.
Rusya'nın rolü ve Putin faktörü
Krizin derinleşmesi üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye'ye alternatif savaş uçağı çözümleri sunmayı teklif etti. Su-35 ve Su-57 modelleri gündeme gelirken, Putin'in doğrudan Ankara ile temas kurduğu belirtiliyor. Uzmanlar, Rusya'nın bu hamlesiyle hem askeri hem de jeopolitik bir kazanım elde etmeyi hedeflediğini ifade ediyor. Türkiye ise bir yandan F-35'ten çıkarılmanın yarattığı boşluğu doldurmaya çalışırken, diğer yandan yerli savaş uçağı projesi Kaan'a yöneliyor. Ancak Kaan'ın hizmete girmesi 2030'ları bulacağı için kısa vadede alternatif ihtiyacı devam ediyor.
Ekonomik ve stratejik sonuçlar
S-400 alımı ve F-35 programından çıkarılma, Türkiye'nin toplamda 4 milyar doları aşkın bir maliyetle karşılaşmasına yol açtı. ABD ile ilişkilerdeki bu pürüz, aynı zamanda Türkiye'nin NATO içindeki konumunu da etkiledi. Öte yandan, Rusya ile artan askeri işbirliği, Batı ittifakında endişeyle karşılanıyor. Uzmanlar, Türkiye'nin bu süreçte dengeli bir politikayla hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.
Bağımsız değerlendirme
Türkiye'nin S-400 kararı ve F-35 programından çıkarılması, sadece bir silah alımı meselesi değil, aynı zamanda Ankara'nın bağımsız dış politika arayışının bir yansımasıdır. Putin'in bu denklemin içinde olması, krizin çözümünde Rusya'nın kilit bir aktör haline geldiğini gösteriyor. Ancak uzun vadede Türkiye'nin kendi savunma sanayiini geliştirmesi, dışa bağımlılığı azaltarak stratejik özerkliğini artırabilir.