İstanbul Çatalca'da geçtiğimiz hafta yaşanan kan donduran bir cinayet, ortaya çıkan yeni delillerle bambaşka bir boyut kazandı. Otobüs durağında eşini silahla vurarak öldüren şüpheli, ifadesinde "kendimi vuracaktım" savunması yapmıştı. Ancak polis ekipleri, cinayetten bir gün önce şüphelinin eşine bir çelenk sipariş ettiğini ve bu durumu arkadaşına mesajla bildirdiğini tespit etti. Bu mesaj ve çelenk, savunmayı çürüten en önemli kanıtlar arasında yer aldı.
Planlı infazın izleri
Olay, Çatalca'nın kalabalık bir caddesindeki otobüs durağında meydana geldi. Şüpheli M.A., karısı F.A.'yı defalarca ateş ederek öldürdü. Olayın hemen ardından gözaltına alınan M.A., ifadesinde "Eşimle tartıştık, sinir krizi geçirdim. Aslında kendimi vuracaktım, ama o araya girdi" dedi. Ancak emniyet güçleri, olayın önceden planlandığını gösteren somut delillere ulaştı.
Çelenk ve mesaj: Cinayetin habercisi
Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından polis, şüphelinin telefon kayıtlarını ve sosyal medya hesabını inceledi. Şüphelinin cinayetten bir gün önce bir çiçekçiden eşinin ismine çelenk siparişi verdiği belirlendi. Daha da önemlisi, M.A.'nın bir arkadaşına "Bir haftaya kadar her şey bitecek, o zaman sana söylerim" şeklinde bir mesaj gönderdiği tespit edildi. Bu mesaj, cinayetin planlı olduğuna dair en güçlü kanıtlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Adli süreç ve iddianame
Savcılık, şüpheli M.A. hakkında "eşe karşı tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. Ayrıca "ruhsatsız silah taşımak" suçundan da ek ceza talep ediliyor. Mahkeme, şüphelinin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Davanın ilk duruşması önümüzdeki ay görülecek.
Olayın aydınlatılmasıyla birlikte, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin önlenmesine yönelik tartışmalar yeniden alevlendi. Yetkililer, bu tür vakalarda delillerin titizlikle toplanmasının ve ifadelerdeki çelişkilerin araştırılmasının önemine vurgu yapıyor. Kadın cinayetlerinde "tahrik" veya "pişmanlık" gibi savunmaların sıklıkla kullanıldığı, ancak somut delillerin bu savunmaları çürüttüğü görülüyor. Uzmanlar, bu tür olaylarda caydırıcılığın artırılması ve yargı sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtiyor.