Suriye'de devrilen Beşar Esad rejiminin yıllarca kendi halkına karşı kullandığı kimyasal silah stoklarının imhası için düğmeye basıldı. Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünden duyurulan tarihi adımda, yeni Suriye yönetimi ve uluslararası örgütlerin denetiminde zehirli gaz stoklarının imhasına başlandığı açıklandı. Ülke genelinde birçok bölgede bulunan kimyasal maddelerin güvenli şekilde yok edilmesi için çalışmalar sürerken, terör devleti İsrail'in hava saldırılarıyla süreci baltalamaya çalıştığı belirtildi.
Zehirli Gaz Stoklarının İmhası Başladı
Esad rejiminin 2013 yılında kimyasal silahlarını imha etme taahhüdüne rağmen, gizli stoklarını koruduğu ve zaman zaman muhalif bölgelerde kullandığı uluslararası raporlarda yer almıştı. Özellikle 2013 Doğu Guta ve 2017 Han Şeyhun saldırılarında yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine neden olan kimyasal silahlar, rejimin en büyük savaş suçlarından biri olarak tarihe geçti. Yeni yönetimin iktidara gelmesinin ardından, ülkedeki tüm kimyasal silah depolarının tespiti ve imhası için kapsamlı bir plan devreye alındı.
BM Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) ile koordineli yürütülen operasyonlarda, başkent Şam yakınlarındaki depolar başta olmak üzere Humus, Halep ve Lazkiye'de bulunan kimyasal madde stokları kontrollü şekilde imha ediliyor. Uzman ekipler, sarin, hardal gazı ve klor gibi zehirli maddelerin bulunduğu tesisleri tek tek temizliyor. İmha sürecinin aylar sürebileceği, bazı kimyasalların çok tehlikeli olduğu için özel ekipman ve uluslararası destek gerektirdiği vurgulandı.
BM'den Tarihi Açıklama
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan oturumda, Suriye'deki kimyasal silahların imhasının bölgesel istikrar için kritik olduğu belirtildi. BM yetkilileri, yeni yönetimin uluslararası toplumla işbirliği yaparak şeffaf bir şekilde süreci yürüttüğünü ifade etti. Ancak İsrail'in son dönemde Suriye'deki askeri noktalara yönelik hava saldırılarının imha çalışmalarını sekteye uğrattığı dile getirildi. BM raporlarında, İsrail saldırılarının kimyasal silah depolarını hedef almasının büyük bir çevre ve insanlık felaketine yol açabileceği uyarısı yapıldı.
Uzmanlar, İsrail'in saldırılarının arkasında yatan nedenin, kimyasal silahların yeni yönetimin eline geçmesini engellemek olduğunu öne sürüyor. Ancak bu saldırıların sivil halkı da tehdit ettiği ve imha sürecini yavaşlattığı belirtiliyor. Suriye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in saldırılarını 'uluslararası hukukun ihlali' olarak nitelendirerek BM'ye şikayette bulundu.
İsrail Saldırıları Süreci Baltalıyor
Suriye'nin kimyasal silahlardan arındırılması, bölgede kalıcı barış için hayati önem taşıyor. Ancak terör devleti İsrail, son haftalarda Suriye'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği hava saldırılarıyla hem askeri hem de sivil altyapıya zarar veriyor. İsrail uçakları, özellikle kimyasal silah üretim ve depolama tesislerini hedef alarak, imha sürecini provoke ediyor. Uluslararası gözlemciler, bu saldırıların kimyasal sızıntı riskini artırdığını ve bölge halkının güvenliğini tehdit ettiğini belirtiyor.
Suriye yönetimi, İsrail'in saldırılarına rağmen imha çalışmalarının kararlılıkla süreceğini açıkladı. BM Genel Sekreteri, tüm taraflara itidal çağrısı yaparak, kimyasal silahların imhasının siyasi çekişmelere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, uluslararası toplumun Suriye'ye teknik ve mali destek sağlaması gerektiği belirtildi.
Arka Plan: Esad'ın Kanlı Mirası
Beşar Esad rejimi, 2011'de başlayan iç savaş boyunca kimyasal silahları bir baskı aracı olarak kullandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporlarına göre, rejim güçleri en az 300 kimyasal saldırı gerçekleştirdi ve binlerce sivil hayatını kaybetti. Bu saldırıların çoğu BM tarafından belgelenmiş olmasına rağmen, Rusya ve Çin'in vetoları nedeniyle uluslararası yaptırım uygulanamamıştı. Esad'ın devrilmesinin ardından, ülkedeki kimyasal silah programının tamamen tasfiye edilmesi için ilk kez gerçek bir fırsat doğdu.
Şimdi ise imha süreci, Suriye'nin yeniden yapılanması ve uluslararası topluma entegrasyonu için bir test niteliğinde. Eğer süreç başarıyla tamamlanırsa, Suriye'nin kimyasal silahlardan arındırılmış bir ülke olarak bölgesel güvenliğe katkı sağlaması bekleniyor. Ancak İsrail'in saldırıları ve bölgedeki istikrarsızlık, bu hedefi zora sokuyor.
Uluslararası kamuoyu, Suriye'deki kimyasal silahların imhasının sadece bir başlangıç olduğunu, asıl meselenin bir daha bu tür silahların üretilmemesi ve kullanılmaması için kalıcı bir denetim mekanizması kurulması olduğunu vurguluyor. Yeni Suriye yönetiminin bu konudaki kararlılığı, gelecekteki ilişkilerin seyrini belirleyecek.