Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü de kapsayan Türkiye Çevre Haftası nedeniyle düzenlenen etkinlikte önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, çevrenin korunmasının bir tercih değil, ilahi bir emanet olduğunu belirterek, “Çevre bize Allah'ın emanetidir. Bu emanete sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” dedi. Cumhurbaşkanı, çevre kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadelede Türkiye'nin attığı adımları anlattı.
Çevre bilinci ve sıfır atık projesi
Erdoğan, konuşmasında Emine Erdoğan'ın öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projesi'ne de değindi. Proje sayesinde geri dönüşüm oranının yüzde 13'ten yüzde 30'a yükseldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, “2023 yılına kadar bu oranı yüzde 35'e çıkarmayı hedefliyoruz. Sıfır atık bilinciyle hareket eden her vatandaşımız, ülkemizin geleceğine yatırım yapmaktadır” diye konuştu. Ayrıca, plastik poşet kullanımının azaltılması, atık su arıtma tesislerinin sayısının artırılması gibi somut adımların da altını çizdi.
İklim değişikliğiyle mücadele
Cumhurbaşkanı, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadelenin Türkiye'nin öncelikleri arasında olduğunu vurguladı. “Paris İklim Anlaşması'nı onaylayarak bu alandaki kararlılığımızı gösterdik. Yenilenebilir enerji yatırımlarımızla rüzgar ve güneşten elektrik üretimini artırdık. Bugün itibarıyla elektrik üretimimizin yüzde 52'si yerli ve yenilenebilir kaynaklardan sağlanmaktadır” dedi. Erdoğan, termik santrallerde filtre sistemlerinin iyileştirildiğini ve karbon salınımının azaltıldığını da sözlerine ekledi.
Doğal varlıkların korunması
Türkiye'nin biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı, “Orman varlığımızı 23 milyon hektara çıkardık. Milli park sayımızı 48'e, tabiat parkı sayımızı 264'e yükselttik. Bu alanları korumak ve gelecek nesillere aktarmak en büyük sorumluluğumuzdur” ifadelerini kullandı. Ayrıca, su kaynaklarının verimli kullanımı için damla sulama gibi modern yöntemlerin yaygınlaştırılmasına yönelik teşviklerin süreceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre konusunda toplumsal farkındalığın artması için herkese görev düştüğünü söyleyerek, “Devlet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz, vatandaşlarımızdan da aynı hassasiyeti bekliyoruz. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak için hep birlikte çalışmalıyız” diyerek sözlerini tamamladı.
Öte yandan, muhalefet partileri ve çevre örgütleri, hükümetin çevre politikalarını yetersiz bulduklarını, özellikle termik santrallerin filtre sorunları ve altın madenciliği gibi konularda daha etkin denetim istediklerini dile getiriyor. Bu eleştiriler ışığında, Erdoğan'ın açıklamalarının çevre hassasiyetini siyasi bir söylem olarak kullanmanın ötesine geçip geçmediği kamuoyunda tartışılıyor.