Türkiye'de yetersiz emekli aylıkları ve artan yaşam maliyetleri, 65 yaş ve üzerindeki binlerce yurttaşı yeniden iş hayatına itiyor. Sokaklarda, tarımda, inşaatlarda ve gece bekçiliğinde çalışmak zorunda kalan bu kişiler, hem fiziksel hem de psikolojik olarak ağır bir yük altında. İSİG Meclisi'nin (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi) son verileri, durumun vahametini gözler önüne seriyor: Son bir yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin en az yüzde 6'sını 65 yaş ve üzeri çalışanlar oluşturuyor. Bu oran, yaşlı nüfusun iş gücüne katılımındaki artışın ve güvencesiz çalışma koşullarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Emekliler Neden Çalışmak Zorunda?
Türkiye'de emekli aylıkları, enflasyon karşısında hızla eriyor. Özellikle 2000'li yıllardan sonra emekli olanların birçoğu, açlık sınırının altında bir gelirle yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2023 yılında en düşük emekli aylığı 7.500 TL olarak belirlenmişti ancak bu rakam, yüksek enflasyon nedeniyle kısa sürede eridi. 2024 yılı itibarıyla açlık sınırı 18.000 TL'yi aşarken, emekli aylıkları hâlâ 10.000 TL civarında seyrediyor. Bu uçurum, emeklileri geçimlerini sağlamak için çalışmaya zorluyor.
Ekonomik zorlukların yanı sıra, sosyal güvenlik sistemindeki eksiklikler de bu tabloyu derinleştiriyor. Uzun yıllar çalışıp prim ödeyen birçok emekli, aldığı maaşın kendisine yetmediğini belirtiyor. Özellikle büyükşehirlerde kira, gıda, sağlık ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların maliyeti, emekli bütçesinin çok üzerinde. Bu nedenle, 65 yaş üstü vatandaşların birçoğu, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışarak ek gelir elde etmeye çalışıyor.
Yaşlılar Hangi İşlerde Çalışıyor?
Yaşlı işçiler, genellikle fiziksel güç gerektiren ancak düşük ücretli işlerde yoğunlaşıyor. Tarım sektöründe mevsimlik işçi olarak çalışanlar, tarlalarda fideleri dikiyor, ürün topluyor. İnşaat sektöründe ise hafriyat işlerinde, boya ve temizlik gibi yardımcı işlerde görev alıyorlar. Gece bekçiliği, özellikle güvenlik sektöründe yaşlıların sıkça tercih ettiği bir iş kolu. Sokaklarda seyyar satıcılık yapan, simit ve su satan emekliler de var. Kadın emekliler ise ev temizliği, hasta bakıcılığı gibi işlerde çalışarak bütçelerine katkı sağlıyor.
Ancak bu işlerin neredeyse tamamı güvencesiz. Çoğu zaman kayıt dışı çalışan yaşlılar, iş kazası geçirdiklerinde ne sağlık güvencesinden ne de tazminattan yararlanabiliyor. İSİG Meclisi'nin raporu, son bir yılda yaşamını yitiren 65 yaş üstü işçilerin çoğunun kalp krizi, düşme, ezilme gibi önlenebilir kazalar sonucu hayatını kaybettiğini gösteriyor.
İş Cinayetlerinde Yaşlı İşçiler
İSİG Meclisi'nin verilerine göre, son bir yılda iş cinayetlerinde en az 170 işçi hayatını kaybetti ve bunların yaklaşık yüzde 6'sı 65 yaş ve üzerindeydi. Bu oran, Türkiye genelindeki 65 yaş üstü nüfus oranı olan yüzde 10'la kıyaslandığında düşük görünse de, yaşlı işçilerin çalışma koşullarının ne kadar tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle tarım ve inşaat sektörlerinde çalışan yaşlılar, ağır fiziksel koşullar altında çalışırken, gece bekçiliği yapanlar ise mesai saatleri boyunca yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığı riskiyle karşı karşıya.
Yaşlı işçilerin iş kazalarında hayatını kaybetme nedenleri arasında, sağlık sorunlarının yanı sıra, iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği de büyük rol oynuyor. Çoğu işyerinde, yaşlı çalışanlar için gerekli sağlık kontrolleri yapılmıyor ve iş ekipmanları onların fiziksel kapasitelerine uygun değil. Ayrıca, uzun çalışma saatleri ve düşük ücretler, yaşlı işçilerin yaşam kalitesini daha da düşürüyor.
Sosyal Devlet ve Emeklilik Sistemi Üzerine Düşünceler
Bu tablo, Türkiye'de sosyal devlet anlayışının ne kadar zayıfladığını gösteriyor. Bir kişinin ömrünü çalışarak geçirdikten sonra, insan onuruna yakışır bir emekli maaşı alması ve sağlıklı bir yaşam sürmesi, sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Ancak mevcut ekonomik politikalar, emekli aylıklarını enflasyon karşısında eriterek, yaşlıları yeniden çalışma hayatına itmektedir.
Bu durum, sadece bireysel trajedilere yol açmıyor; aynı zamanda toplumsal bir sorun olarak karşımızda duruyor. Genç işsizliğinin yüksek olduğu bir ülkede, emeklilerin düşük ücretli işleri kapması, genç işsizliği sorununu da derinleştiriyor. Devletin, emekli aylıklarını insan onuruna yakışır bir seviyeye çıkarması ve yaşlıların çalışma zorunluluğunu ortadan kaldırması gerekiyor. Aksi takdirde, bu tablo her geçen gün daha da ağırlaşarak büyümeye devam edecektir.