Ramallah’taki Mahmud Derviş Müzesi’nin bahçesinde, yaz akşamının ılık rüzgarı eşliğinde Ebubekir Şevki’nin “Hikayeler” filmini izlerken etrafımdaki kalabalığı da gözlemliyordum. Sadece filmi değil, izleyici profilini de izliyordum. Yanımda, yaz tatillerini Amerika’dan Ramallah’a taşıyarak memleketleriyle bağlarını koparmamak için gelen gençler vardı. Onların yanında, Derviş’in şiirleriyle büyümüş orta yaşlılar, çocuklarını çevreleyen aileler ve sürgün acısını her gün yaşayan Filistinliler… Bu çeşitlilik, gösterilen filmle birlikte tarihin eve nasıl girdiğini gözler önüne seriyordu.
Bir Filmin Ötesinde: Belleğin Temsili
Ebubekir Şevki’nin filmi, gündelik hayatın içinde kaybolmuş hikayeleri gün yüzüne çıkarıyor. Filmin ana karakterleri, sıradan insanlar; ancak onların yaşamları Filistin’in çalkantılı tarihiyle iç içe geçiyor. Yönetmen, belgesel ve kurguyu harmanlayarak izleyiciyi sadece bir hikaye dinletmiyor, aynı zamanda sürgün ve aidiyet kavramlarını sorgulatıyor. Film boyunca, ev kavramının nasıl hem bir sığınak hem de bir özlem olduğunu görüyoruz. Özellikle “ev”in anahtarını taşıyan yaşlı bir kadının hikayesi, 1948’de yaşananları bugüne taşıyor. Bu sahne, salonda derin bir sessizlik yaratıyor; çünkü herkesin hikayesinde bir anahtar, bir kapı ve bir vatan var.
Ramallah’ta Sinema ve Direniş
Ramallah, Filistin’in kültürel başkenti olarak sinemaya ev sahipliği yapıyor. Mahmud Derviş Müzesi, sadece bir edebiyat durağı değil, aynı zamanda sanatın direnişin bir parçası olduğu mekanlardan biri. Müzenin bahçesinde kurulan açık hava sineması, geleneksel sinema salonlarının ötesinde bir deneyim sunuyor. Gösterim, Filistin Film Enstitüsü’nün katkılarıyla düzenlenmiş; bu tür etkinlikler, işgal altındaki topraklarda kültürel üretimin canlı kalmasını sağlıyor. Etkinliğe katılan genç sinemacılar, kendi hikayelerini anlatmanın güçlüğünden bahsederken, Şevki’nin filmi onlara ilham veriyor. “Bizim hikayelerimiz de anlatılmalı” diyor genç bir izleyici; bu söz, filmin yankısını özetliyor.
Sürgün ve Aidiyet Bağlamında Değerlendirme
“Hikayeler” filmi, Filistin sinemasının son yıllarda yükselen seslerinden biri olan Ebubekir Şevki’nin önemli bir işi olarak öne çıkıyor. Film, uluslararası festivallerde gösterilmiş ve çeşitli ödüller kazanmış olsa da, asıl gücü yerel izleyiciyle buluştuğunda ortaya çıkıyor. Ramallah’taki gösterim, filmin sadece bir sanat eseri olmadığını; aynı zamanda ortak bir hafızanın ve direnişin ifadesi olduğunu gösteriyor. Tarih, burada film perdesinden değil, izleyicilerin gözlerinden ve kalplerinden eve giriyor. Sürgünde yaşayanlar için Ramallah her ne kadar bir ev değilse de, bu tür etkinlikler geçici bir yuva hissi yaratıyor. Sonuç olarak, Şevki’nin filmi, Filistin’in dünü ve bugünü arasında köprü kuran, izleyeni tarihle yüzleştiren güçlü bir anlatı. Bu gösterim, unutulmaya yüz tutmuş hikayelerin hala canlı olduğunu ve anlatıldığı sürece direnişin de süreceğini hatırlattı.