Dünya genelinde temiz enerji yatırımları artsa da 655 milyon kişi hâlâ elektriğe erişemiyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre yaklaşık 2 milyar insan yemek pişirmek ve ısınmak için odun, kömür, tezek gibi sağlığa zararlı yakıtlar kullanıyor. Bu durum her yıl 3 milyon kişinin ölümüne yol açan ev içi hava kirliliğine neden oluyor. En ağır faturayı ise elektriğe erişimi olmayan Sahra Altı Afrika ülkeleri ödüyor.
Enerji yoksulluğu ve sağlık krizi
Elektriğe erişimdeki eşitsizlik özellikle kırsal bölgelerde yoğunlaşıyor. Sahra Altı Afrika'da nüfusun yaklaşık %70'i elektriksiz yaşıyor. Bu bölgelerde insanlar aydınlatma için gaz lambası veya mum kullanırken, yemek pişirmek için açık ateşe bağımlı. Dumanlı ortamlarda saatler geçiren kadın ve çocuklar zatürre, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, akciğer kanseri gibi hastalıklara yakalanma riskiyle karşı karşıya. DSÖ, ev içi hava kirliliğini küresel ölçekte en büyük çevresel sağlık risklerinden biri olarak tanımlıyor.
Temiz enerji yatırımları yetersiz
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 2023 yılında küresel temiz enerji yatırımları 1,8 trilyon dolara ulaştı. Ancak bu yatırımların büyük bölümü gelişmiş ülkelere gidiyor. Düşük gelirli ülkelerde güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji projeleri finansman yetersizliği ve teknik altyapı eksiklikleri nedeniyle hayata geçirilemiyor. Dünya Bankası raporuna göre 2030 yılına kadar herkese elektrik sağlama hedefine ulaşmak için yıllık 30 milyar dolar ek yatırım gerekiyor. Mevcut hızla gidilirse 2030'da hâlâ 670 milyon kişi elektriksiz kalacak.
Çözüm için neler yapılabilir?
Uzmanlar ev tipi güneş panelleri, mini şebekeler ve temiz ocak projelerinin yaygınlaştırılması gerektiğini vurguluyor. Sahra Altı Afrika'da güneş enerjisi potansiyeli yüksek olmasına rağmen bu potansiyel henüz yeterince kullanılmıyor. Ayrıca kadınların enerji girişimciliğine katılımı teşvik edilmeli. Temiz ocak projeleri sayesinde duman maruziyetinin azaltılması, her yıl milyonlarca hayat kurtarabilir. Uganda'da yapılan bir pilot çalışmada temiz ocak kullanan hanelerde solunum yolu hastalıklarında %40 oranında azalma görüldü.
Enerji yoksulluğu sadece bir altyapı sorunu değil, aynı zamanda sağlık, eğitim ve cinsiyet eşitliğini etkileyen çok boyutlu bir kriz. Elektrik olmayan bölgelerde çocuklar akşam ders çalışamıyor, sağlık merkezleri aşı ve ilaçlarını buzdolabında saklayamıyor. Bu nedenle uluslararası toplumun enerji erişimini temel bir insan hakkı olarak ele alıp finansman ve teknoloji transferini hızlandırması gerekiyor. Aksi takdirde temiz enerji dönüşümü, eşitsizlikleri derinleştiren bir sürece dönüşebilir.