Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun, gözaltı ve tutukluluk sürecinde yaptığı savunmaları kitaplaştırdığı eserine getirilen erişim engeline itiraz edildi. İmamoğlu'nun avukatları, kitabın yayımlanmasının önündeki yasal engelin kaldırılması için Ankara Sulh Ceza Hakimliği'ne başvuruda bulundu. Başvurunun gerekçesinde, kitabın ifade özgürlüğü kapsamında olduğu ve suç unsuru içermediği vurgulandı.
Kitabın İçeriği ve Yayın Süreci
Ekrem İmamoğlu'nun, 19 Mart'ta başlayan soruşturma sürecinde polis merkezindeki ifadesi, savcılık ifadesi ve mahkemedeki savunmalarını bir araya getiren kitap, 'Mi' başlığıyla yayımlanmak üzere hazırlandı. Ancak yayınevi, kitabın yayımlanmasının hemen öncesinde bazı çevrelerin baskısı ve hukuki riskler nedeniyle dağıtımı durdurdu. Bunun üzerine İmamoğlu'nun avukatları, kitabın yayımlanmasının önündeki engelin kaldırılması için harekete geçti.
Kitapta, İmamoğlu'nun hakim karşısında yaptığı ve 'siyasi kumpas' olarak nitelediği ifadelerin tam metninin yer aldığı belirtiliyor. Avukatlar, yayın engelinin, kamuoyunun doğru bilgi edinme hakkını da ihlal ettiğini dile getiriyor.
Hukuki Gerekçe ve İfade Özgürlüğü Vurgusu
Yapılan itiraz dilekçesinde, kitabın suç unsuru içermediği, aksine yargı sürecinin şeffaflığına katkı sağlayacağı belirtildi. Anayasa'nın ifade özgürlüğünü düzenleyen 26. maddesine atıfta bulunulan dilekçede, 'Kitabın yasaklanması, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine açık bir müdahaledir' ifadelerine yer verildi.
Avukatlar ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına da atıfta bulunarak, yasaklamanın orantısız olduğunu savundu. Kitabın, İmamoğlu'nun savunmalarını içermesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesi gereği de yayımlanması gerektiği öne sürüldü.
Yasaklama Gerekçesi ve Tartışmalar
Kitaba getirilen engelin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'soruşturmanın gizliliği' gerekçesiyle aldığı karar kapsamında olduğu iddia edildi. İddialara göre savcılık, kitabın yayımlanması halinde soruşturma dosyasındaki bilgilerin kamuoyuna ifşa edileceği endişesiyle yayın yasağı talep etti.
Ancak İmamoğlu'nun avukatları, savunmaların zaten mahkeme salonunda kamuya açık olarak yapıldığını, bu nedenle gizlilik gerekçesinin geçersiz olduğunu belirttiler. Ayrıca, kitabın yayımlanması için alınan kararın, sansür niteliğinde olduğunu ve toplumda büyük tartışma yarattığını ifade ettiler.
Kamuoyu ve Destek Mesajları
Gelişmeyle ilgili olarak siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından açıklamalar geliyor. Muhalefet partileri, kitabın yasaklanmasını 'otokratik bir uygulama' olarak nitelerken, iktidara yakın çevreler ise yargı kararlarının hukuka uygun olduğunu savunuyor. İmamoğlu'nun avukatlarından Hakan Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, 'İfade özgürlüğünün bu kadar dar yorumlandığı bir dönemde, bu kitap, hukukun ve hakikatin bir gereği olarak yayımlanacaktır' dedi.
Kültür ve sanat dünyasından da destek açıklamaları geliyor. Bir grup yazar ve sanatçı, kitabın yayımlanmasını talep eden bir bildiri yayınladı. İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, sosyal medya hesabından 'Bu kitap, milletin vicdanındaki yerini alacaktır' mesajını paylaştı.
Bu gelişme, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Haberin konusu, sadece bir siyasi figürün kitabı değil, aynı zamanda sansür ve muhalefetin sesini kısma çabalarına dair önemli bir sınamadır. Türkiye, geçmişte de benzer vakalarla karşılaşmış ve uluslararası toplumun sıklıkla dikkatini çekmiştir. İmamoğlu'nun kitabı, sadece bir kişinin savunması olmanın ötesinde, düşünce özgürlüğü ilkesinin ne kadar geniş yorumlanması gerektiğinin bir testi niteliğindedir. Sürecin, ulusal ve uluslararası hukuk normlarına uygun biçimde sonuçlanması, Türk yargısının itibarı açısından da kritik bir öneme sahiptir.