2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasına günler kala, Eğitim Sen İzmir şubeleri, eğitim sisteminin temel sorunlarına çözüm üretilmediğini belirterek basın açıklaması düzenledi. Eğitim Sen İzmir 5 No'lu Şube Başkanı Savaş Candemir, yaptığı konuşmada “Bu, doğrudan eğitim hakkı sorunudur” ifadesini kullandı. Açıklama, yeni eğitim yılı öncesinde sistemin karşı karşıya olduğu yapısal krizleri gündeme taşıdı.
Eğitimde Birikmiş Sorunlar: 'Enkaz' Metaforu
Eğitim Sen İzmir şubeleri tarafından yapılan ortak basın açıklamasında, eğitim sisteminin uzun yıllardır çözülemeyen problemlerinin birikerek bir “enkaz” haline geldiği vurgulandı. Açıklamada, öğretmenlerin özlük haklarından müfredatın güncelliğine, okulların fiziki koşullarından eğitimde fırsat eşitliğine kadar pek çok başlıkta acil adımlar atılması gerektiği belirtildi. Eğitim Sen İzmir 5 No'lu Şube Başkanı Savaş Candemir, “Eğitimde yaşanan sorunlar tek tek ele alındığında her biri ayrı bir kriz. Ancak bütüncül bakıldığında karşımızda bir enkaz var. Bu enkazın altında kalan ise çocuklarımızın geleceği ve eğitim hakkıdır” dedi.
Candemir, eğitim hakkının anayasal bir hak olduğunu hatırlatarak, “Bu, doğrudan eğitim hakkı sorunudur. Eğitim hakkı, sadece okula kayıt olmak değil; nitelikli, eşit ve parasız bir eğitime erişebilmek anlamına gelir. Ne yazık ki bugün bu hakkın gasp edildiği bir tablo ile karşı karşıyayız” diye konuştu.
Öne Çıkan Sorun Alanları
Eğitim Sen'in açıklamasında öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
- Öğretmen yetersizliği ve atama bekleyen öğretmenler: Birçok okulda derslerin boş geçtiği, atama bekleyen yüz binlerce öğretmenin olduğu belirtildi.
- Fiziki altyapı eksiklikleri: Kalabalık sınıflar, bakımsız okul binaları, laboratuvar ve kütüphane yokluğu.
- Müfredat ve sınav sistemi: Sürekli değişen müfredat, ezberci eğitim anlayışı ve sınav odaklı sistemin çocukların gelişimini engellediği ifade edildi.
- Ekonomik engeller: Kırtasiye, servis, yemek gibi temel ihtiyaçların veliler için ciddi bir yük haline geldiği, ücretsiz eğitim ilkesinin zedelendiği vurgulandı.
- Özel gereksinimli öğrenciler: Kapsayıcı eğitim için yeterli destek personeli ve altyapının bulunmadığı dile getirildi.
Sendikanın Talepleri ve Çağrısı
Eğitim Sen İzmir şubeleri, hükümete ve Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunarak bir dizi talep sıraladı. Bu talepler arasında; öğretmen atamalarının ihtiyaç doğrultusunda yapılması, eğitim bütçesinin artırılması, okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesi, müfredatın bilimsel ve laik temelde yeniden düzenlenmesi, sınav sisteminin kaldırılması veya dönüştürülmesi, eğitimin her kademesinde parasız ve nitelikli hale getirilmesi yer aldı.
Candemir, “Sorunların çözümü için öncelikle eğitime siyasi iktidarın bir lütuf değil, bir hak olarak bakması gerekiyor. Eğitim sendikaları olarak biz her zaman çözümün parçası olmaya hazırız. Yeter ki masaya samimiyetle gelinsin” ifadelerini kullandı.
Arka Plan: Eğitimde Kronikleşen Kriz
Türkiye'de eğitim sistemi, uzun yıllardır yapısal sorunlarla boğuşuyor. Öğretmen atamalarındaki belirsizlikler, 4+4+4 eğitim sistemiyle başlayan süreçte yaşanan geçiş problemleri, liselere geçiş sınavı (LGS) ve üniversite sınavı (YKS) etrafında şekillenen stresli ortam, velilerin artan ekonomik yükü ve pandemi sonrası derinleşen öğrenme kayıpları, sistemin ana gündem maddeleri arasında. Eğitim Sen'in “enkaz” tespiti, bu birikmiş sorunların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Her yeni eğitim yılı öncesinde benzer uyarılar dile getirilse de, somut adımların atılmaması, sendikaların ve eğitim uzmanlarının eleştirilerinin odağında yer alıyor. 2026-2027 eğitim yılına sayılı günler kala yapılan bu açıklama, iktidarın eğitim politikalarına yönelik eleştirilerin dozu artacağını gösteriyor.
Değerlendirme
Eğitim Sen İzmir'in açıklaması, eğitim sorununun artık sadece öğretmenlerin veya velilerin değil, tüm toplumun meselesi haline geldiğini bir kez daha ortaya koyuyor. “Eğitim enkazı” metaforu, sorunların parçalı değil, sistemik olduğuna işaret ediyor. Ülkenin geleceği için eğitimin öncelikli bir kamu hizmeti olarak ele alınması ve tüm paydaşların katılımıyla kapsamlı bir reform sürecinin başlatılması kaçınılmaz görünüyor. Aksi halde, her yeni eğitim yılı aynı sorunlarla başlayacak ve nesiller kaybetmeye devam edecek.