Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen 5. Azerbaycan-Türkiye Enerji Forumu, iki ülkenin köklü enerji ortaklığında yepyeni bir dönemin habercisi oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov'un eş başkanlığında gerçekleşen zirvede, Avrupa'ya yönelik üç yeni enerji hattı projesinin hayata geçirilmesi kararlaştırıldı. Toplantıda ayrıca elektrik ve doğal gaz alanında iş birliği anlaşmaları imzalandı.
Üç yeni enerji hattı: Nabucco'nun mirası yeniden canlanıyor
Zirvenin ana gündem maddesi, Türkiye üzerinden Avrupa'ya gaz ve elektrik taşıyacak üç yeni hat oldu. İlk hat, Azerbaycan'ın Hazar Denizi'ndeki doğal gazını Türkiye'ye ve oradan da Avrupa'ya ulaştıran mevcut TAP (Trans Adriyatik Boru Hattı) hattına paralel olarak inşa edilecek. İkinci hat, elektrik iletimi için planlanan ve Karadeniz'in altından geçecek bir deniz altı kablosu projesi. Üçüncü hat ise Türkiye'nin doğusundan Avrupa'ya uzanacak bir hidrojen boru hattı olarak tasarlandı.
Bakan Bayraktar, zirve sonrası düzenlenen basın toplantısında, "Bu üç hat, sadece enerji arz güvenliğini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da güçlendirecek. Türkiye, Avrupa'nın enerji köprüsü olma rolünü pekiştirecek" dedi. Bayraktar, projelerin finansmanı için uluslararası kuruluşlarla görüşmelerin sürdüğünü ve ilk somut adımların 2025 yılı içinde atılmasının planlandığını belirtti.
Elektrik ve doğal gaz anlaşmaları imzalandı
Forumu takiben iki ülke arasında elektrik ticareti ve doğal gaz sevkiyatına ilişkin iki ayrı mutabakat zaptı imzalandı. Elektrik anlaşması kapsamında Azerbaycan, Türkiye üzerinden Avrupa'ya elektrik satışı yapabilecek. Bu, Azerbaycan'ın yenilenebilir enerji potansiyelini, özellikle rüzgar ve güneş enerjisini Batı pazarlarına taşıması açısından kritik önem taşıyor.
Doğal gaz anlaşması ise mevcut Şah Deniz-2 sahasından çıkarılan gazın yanı sıra yeni sahalardan gelecek gazın da Türkiye üzerinden Avrupa'ya sevk edilmesini kapsıyor. Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov, "Türkiye ile enerji iş birliğimiz stratejik bir ortaklıktır. Bu anlaşmalar, sadece iki ülke için değil, tüm bölge için bir kazan-kazan modelidir" ifadelerini kullandı.
Arka plan: 30 yıllık ortaklık ve Avrupa'nın enerji açmazı
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki enerji iş birliği, 1990'lı yılların ortasına kadar uzanıyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) doğal gaz boru hattı, iki ülkenin enerji alanındaki ilk büyük ortak projeleriydi. 2020'de hizmete giren TAP hattı ile Azerbaycan gazı İtalya'ya kadar ulaştı. Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltma çabaları, Azerbaycan'ı alternatif bir tedarikçi olarak öne çıkardı.Ancak Avrupa'nın enerji dönüşümü politikaları, fosil yakıtlara olan talebi uzun vadede azaltmayı hedefliyor. Bu nedenle yeni projeler arasında yer alan hidrojen hattı, Avrupa'nın yeşil enerji hedefleriyle uyumlu bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Türkiye'nin coğrafi konumu sayesinde sadece gaz değil, elektrik ve hidrojen gibi yeni enerji taşıyıcılarında da merkez olma potansiyeline dikkat çekiyor.
Zirvenin siyasi yansımaları
Zirve, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin sadece ekonomik değil, siyasi ve stratejik boyutunu da gözler önüne serdi. İki ülke arasındaki "tek millet, iki devlet" söylemi, enerji projeleriyle somutlaşıyor. Bölgesel dengeler açısından ise bu iş birliği, Ermenistan ile normalleşme sürecine ve Güney Kafkasya'daki istikrara olumlu katkı sağlayabilir.
Öte yandan, projelerin hayata geçirilmesi için gereken altyapı yatırımları ve finansman konusunda belirsizlikler sürüyor. Uzmanlar, özellikle hidrojen hattının teknik ve ekonomik fizibilitesinin henüz netleşmediğini belirtiyor. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin karbon sınır düzenleme mekanizması gibi politikaları, fosil yakıt projelerinin geleceğini etkileyebilir.
Bakü zirvesi, Türkiye'nin enerji koridoru olma iddiasını bir kez daha ortaya koydu. Ancak bu iddianın sürdürülebilirliği, sadece boru hatlarına değil, aynı zamanda yenilenebilir enerji ve hidrojen gibi yeni teknolojilere yapılacak yatırımlara bağlı. Türkiye ve Azerbaycan'ın bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceği, sadece iki ülkenin değil, Avrupa'nın enerji geleceğini de yakından ilgilendiriyor.